купить Гари Гарисон Ядрин

Dünyayı Öğrenmeye Başlarken

Dünyayı Öğrenmeye Başlarken

http://www.davidmarcotte.com/barbarian/kupit-kuritelnie-miksi-kimovsk.html Gönderildi.Serkan Alpkaya in Edebiyat & Şiir, Kültür Sanat

go site Kocaman göbeği, kırık dökük dişleri ve düşleriyle tanınan Atilla abi, göç etmişti dünyadan. Bizimkilere kalırsa itin uğursuzun, şerefsizin, ahlaksızın tekiydi. Biz o yönünü görmedik pek. İşittik sadece.  Atilla abi dolmuş şöförüydü. Sonra tır şöförü oldu. Sonra da kamyoncular döve döve öldürmüştü onu.( Ellerine sağlıkmışmış. Anam öyle söyledi.) Atilla abi 1968 yılında gelmiş buraya. O zamanlar ne iş yaptığını bilmiyorum. Zaten ölmeden hemen önce yaptıklarını yazınca sizlerde öğrenmek istemeyeceksiniz.

http://www.fixnewsmedia.com/troublesome/147.html Nevin teyze, Atilla abinin karısıydı. Çok iyi bir kadındı, soğuk su içmeye ona giderdik, sıcak havalarda. Bir de bayramdan bayrama el öpmeye. Nevin teyze, Atilla abiyi çok severdi. Atilla abi o zamanlar çok bakımlıydı hani. Parfümü top oynadığımız sahadan, dedikoducu kadınların dudaklarına kadar gider, oradan da top ağlarla buluşurdu. Nevin teyze hamile kaldığında , Atilla abi bütün mahalleye yemek ikram etti. Masalar kuruldu. Bir Ege sofrasına yaraşırcasınaydı her şey. Rakılar, şaraplar, etler, salatalar, tatlılar.. Herkes şişene kadar yedi tabi. Bazıları iki tabak aldı, eve götürdü. Nevin Teyze ise yemekte yoktu. Halsizmiş. Sonradan öyle olmadığını anladık tabi. Siz şimdi anlayamazsınız. Yazı bitince anlarsınız. Neyse yedik içtik. Havalar ısındı yine. Soğuk su içemiyorduk artık. Nevin teyze doğurdu doğaracak çünkü.

Березники купить Снег Bir gün çok karnım acıkmıştı. Evimize doğru yürüdüm. Annem, bir kadınla konuşuyor: “vah vah, lohusalık…Nevin.. yapma ya… ”
Lohusalığın ne olduğunu bilmiyorum. Ama Nevin teyzenin durumu kötü olduğunu biliyorum. Cümlenin vurgulanışı buram buram kötü durum kokuyor. Sonra anneme sordum. Annem baktı ters ters. “Ayı, yavrusunu istemez bazen ” dedi. Anlamadım.

Nevin Teyze doğurmuştu o sıralar, kızları olmuştu. Ama emzirmeyi reddetmiş. “Bu çocuk benim olamaz ” demiş. Büyüğünü, olmuşunu falan bekliyordu herhalde. Ardından bir iki ay sonra tedavi olmuş bir şekilde eve geldi. Kızı Ebru’yu artık seviyormuş, onsuz yatamıyormuş. Atilla abi anlattı. Bizim anlamadığımızı biliyordu, zaten analarımıza söyleyelim diye söylüyordu. Biz bunu anlıyorduk. 6 yaşındaydık. Dünyayı öğrenmeye başlamıştık.

Bir gün top oynarken, çığlık sesleri geldi Nevin teyzenin. Çok pis dayak yiyordu Atilla abiden. Atilla abi ki, karısına el bebek gül bebek bakar. Kılına zarar vermez. Neyse, polisler geldi. Nevin teyze ölmüştü. Sonra öğrendik ki, kızı Ebru’yu öldürmeye kalkışmış. Atilla abi de vurmuşta vurmuş. Affetmemiş, vurmuş, Nevin teyze ağlamış, vurmuş.. Atilla abi fazla yatmadı. Durumu anlatınca herhalde fazla vermediler. Orasını bilemem.

Atilla abi çıktıktan sonra içerden, ayık gezmemeye başladı. Sürekli olarak içiyordu. Bende o sene ortaokul bire geçmiştim. Ebru birinci sınıfa başlamıştı. Annem sevaptır diyip ona göz kulak olmamı, yardım etmemi söyledi derslerinde. Oldum. Okuma yazmayı çalıştırdım ona. Matematik sonra. Ben onun abisiydim. Hatta belki babası. O da benim kızkardeşim. Hatta belki sevgilim. Evet, tuhaf dimi. Sevgilim. İlk yabancı kız oydu hayatıma giren. Yakın olduğum. Ve ona sevgilim olsaydı nasıl davranırdım diye düşünerek davranıyordum.

Ben liseye geçtim. Anadolu lisesi. Çalışkandım ben baya. Severdim ders çalışmayı. Okul biraz uzaktı. Dolmuşçularla o sene tanıştım. Dolmuş sırası beklemek o zaman bildim. 14 yaşındaydık. Dünyayı öğrenmeye başlamıştık.

Şansa ki bizim okula olan dolmuşun şöförü Atilla abiydi son iki yılım boyunca. Selam sabahı eksik etmezdi her sabah sağolsun. Ama çatır çatır alırdı da parasını. Dolmuşta, şöför kısmındaki pencerenin üstünde biri kadın biri genç kız fotoğrafı vardı. Her gün yolda giderken o fotoğrafa bakıyordum. Nevin teyzeyi özlediğimi farkediyordum. Ebru da Nevin teyzeye benziyordu. “Anası gibiydi tıpkı” derdi anam. “Bal dudaklı, zeytin gözlü..” Anamın sözlerini ulu orta söylemeyi seven bir toy olduğum için; söyleyivermiştim bende Atilla abiye bunu. Atilla abinin gözleri dolmuştu bunları duyunca.  Kaz Dağı’nın eteklerinde yuvarlanıyorduk hatta, dalıp gitmişti. Pişman olmuştum söylediğime. Söylenmişti bir kere ama.

 

Lise yeni bi ortam olduğu için, ben Ebru’yu falan unutmuştum. Lise son sınıftayken hayatla olan bağlantım komple kesildiği için üç yıl boyunca hiç Ebru’yu görmesem yeridir diyebilirim.

Gelgelim üniversiteye İstanbul’a gittim. İş güç okul derken, üniversitede ikinci senemdeydim ve o küçük şirin Ege kasabama bayadır gitmiyordum. Bir gün telefon çaldı. Gece iki miydi neydi. Babam arıyordu. “Oğlum sabah bir yolunu bul gel.”

Sabah otobüse bindim gittim. Otogardan aldı babam beni. Ağlamış daha önceden. Çok tuhaf oldum. Sormadım neden çağırdığını. Elbet söylerdi. Bir sigara yaktı. Uzun 2001. Bir tane bana uzattı. Ben de yaktım. “Atilla abin var ya, şu an cezaevine girmek üzere. Ama seni görmek istedi. İki gün içinde görüştün görüştün, görüşemezsen ölene kadar yok artık abin”

“Ne oldu baba?”
“Kızı Ebru’yu taciz ediyormuş dört beş yıldır. Ebru da dün gece beşinci kattan atlayıp intihar etti. Atilla da şimdi müebbet hapis cezası aldı. Seni neden görmek istiyor anlamadım. ”
“Bende anlamadım baba. Öğreniriz.”

Ertesi gün babamın arabasıyla yola çıktım. Tek başıma gittim. Cezaevine geldim. Gerekli bürokratik işleri halledip görüşme yerine geçtim. Masada bir su vardı. İçmedim. Dışardan alır içerim diye. Atilla abi içsin dedim içimden. Niye çağırdı ki beni, diye düşünmekten vazgeçmiştim artık. Öğrenecegiz zaten birazdan. Öte yandan da yaptıklarını konduramıyorum Atilla abiye. Nasıl davranmam gerekiyor ki? Hiç bilmiyorum. Geldi nihayet. Ot çektiği belliydi. Üniversite ortamında görüyorduk hallerini. Ayağa kalktım. Oturtturdu.

“Özgür, sana tek bir şey söyleyeceğim. Burada bulunmamın sebebi sensin.”
“Nasıl, abi? Benim ne alakam var?”
“Lise üçe giderken benim dolmuştaydın ya…” derin derin daldı. Sustu.
” Evet abi. İki,üç yıl falan oldu.”
” O günlerde bana neden, Ebru da Nevin teyzeye benziyor dedin sen?”
Atilla abi, iki yıl sonra aftan yararlandı, çıktı. Tır şöförlüğüne başladı. Başlayalı daha iki ay olmamışken kamyoncular tarafından dövülerek öldürüldü.

Serkan Alpkaya

Hakkında Serkan Alpkaya

Ankara Üni. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde Ön Asya Arkeolojisi okuyor. Gençlerbirlikli. Gökçeada aşığı. Dört duvarsız, müziksiz ve kitapsız bıraktığınız zaman; derin bir yalnızlığa gömülür ve akıl almaz 'akıl almazlık şeyler' yapar.

Cevap Ver.

Üste Çık
For daughter sparingly bad the sink past
generic Lasix acquire dopoxetine