Kimlik Peşinde Türkiye 3

Merhaba,

Efendim geçtiğimiz yazıda güzel ülkemin yeni bir kimliğe geçiş çabalarını kısaca yazmaya çalıştık. Bu bölümde ufak ufak yapılan devrimlere giriş yapacağız.

Yapılan ilk esaslı devrim saltanatın kaldırılmasıdır. Bilindiği gibi saltanat 1 Kasım 1922 tarihli kanun ile tarihin mezarlığında yerini almıştır. Esasen saltanatın kaldırılması doğan çocuğa ad koyma töreni için aradaki son engelin ortadan kaldırılması olarak tanımlanabilir. Zira rejim 19 mayıs 1919’dan beri cumhuriyetti.

İlginç bir nokta da saltanatın kaldırılması fikrini mecliste ilk dillendirenin Antalya mebusu Rasih Efendi olmasıdır. Önerge de Mustafa Kemal hakkında sonradan oldukça sert eleştiriler dolu bir kitap yazan ( Hayat ve Hatıratım) Rıza Nur tarafından hazırlanmıştır. Mustafa Kemal ise önergeyi imzalayan 80. kişidir. Milletvekillerinin bir kısmının imza atmasındaki sebep bir gün Mustafa Kemal bu yetkileri kullanmaya kalkar korkusu olarak gösterilir.

Lakin saltanatın kaldırılması oy birliği ile olmasına rağmen bu birliği sağlamak öyle kolay olmamıştır. Alt komisyonlarda pek çetin tartışmalar geçmiş, silahlar çekilmiş ve Mustafa Kemal’in imaları ve bazı hocaların kafalarının kesilebileceği uyarılarıyla yol alınabilmiştir. ( Birincil kaynak: Nutuk)

1922’de edilmiş bu imalar ve sözler zamanımıza göre oldukça anti-demokratik yaklaşımlardır. Lakin o yıllarda rejimin kurulabilmesi ve devamlılığı açısından elzem olarak görülebilecek davranışlardır. Yeni rejimin kurulabilmesi ve zihinlere yerleşebilmesi için eski rejimi tarihe gömmek zorunlu idi. Ayrıca Lozan görüşmelerine tek devlet halinde katılmak da önemliydi. Bununla beraber her alınan radikal kararda bu denli tartışmalar yaşamamak ve devrimleri daha kolay yapabilmek adına  ilk ve kurucu meclisteki muhalifler temizlenmiş ve tamamen tek görüş ve fikre sahip bir ikinci meclis ile devrimlerin yapılma aşamasına geçilebilmiştir.

Saltanatın kaldırılmasına kısa zamanda ciddi sayılabilecek bir halk tepkisi yaşanmamıştır. Halk için saltanat zaten İstanbul işgal edildiğinde bitmişti; bu yüzden geniş çaplı bir tepki hareketi oluşturmadı bu kaldırılma hadisesi.

Saltanatın kaldırılması kurulmak üzere olan rejimin önündeki en büyük engellerden biriydi ve yeni rejim için kaldırılması zorunluydu çünkü bir koltukta iki karpuz olmuyor.( olan ingiltere ve belçika gibi ülkeler var; onları istisna tutuyorum) Türkiye de bu konuda bir İngiltere olabilir miydi tartışılır. Yetkileri sembolik hale gelmiş bir padişah ve altında meclis?

Diğer yazıda rejim için 2.büyük sorunu teşkil eden hilafet ve hilafetin kaldırılması meselesine genel hatlarıyla değinmeye çalışacağım.

Esen kalın.

 

 

 

Hakkında Emre Doğan

Cevapla