Nükleer Müzakereler Özelinde Yeni Düzen Arayışı

İki kutuplu dünya düzeninin çökmesi ardından yapılan yeni dünya analizlerinin çoğu mevcut durumu ve sonrasını anlamaya yönelik,çoğu makalenin başlangıcı ”çöken iki kutuplu sistem”.Eski sistemin tarumar olması önemli ama analizleri biraz da o sistem nasıl kuruldu sorusundan hareketle yapmak gerektiği kanaatindeyim:çünkü tarih tekerrürden ibaret.

Eski sistem Yalta konferansıyla kurulmuş,egemen güçlerin hakimiyet alanları üç aşağı beş yukarı belirlenmişti.Konferansın anlaşma sağlayan devletleri ABD ve Sovyetler mütakabata varmıştı.Yeni bir mütabakat evresine girdiğimiz kanaatindeyim.Gücü düşen ve sınır ötesi operasyon kapasitesi azalan, dinleme skandallarıyla dillerden düşmeyen uluslararası arenada siyasal rekabete gireceği bir devlet bulamadığından enerjisini iç siyasetteki saçma tartışmalara veren, kepenkleri kapanan ABD ile gücü ve etki alanı sürekli artan Ukrayna ve Gürcistan’da kendisine yakın hükümetleri tekrardan işbaşına getiren ,bu bağlamda Ukrayna’nın AB üyeliği sürecini durdurması ve Gürcistan’da ABD yanlısı Saakaşvili’nin kaybetmesi hatırlanmalı,Suriye’de Esad’ı kaptırmayan Avrupa’yı özellikle Almanya’yı enerji bakımından kendine bağlamış Rusya.

Başta bahsetmiştim ya eski sistemin nasıl kurulduğu incelenmeli diye;eski sistem Sovyetler ve ABD/İngiltere ortaklığına dayanmıştı ve pasta esasında ikiye bölünmüştü.Yeni bir pasta bölüşümünden bahsedilecekse bu pasta artık ikiye değil üçe bölünebilir;çünkü artık Dünya’nın en büyük ihracatçısı Çin var.Yani Rusya ve ABD daha fazla pay almak istiyorlarsa   Çin’in Ortadoğu’ya giriş kapısı olan ve dış ticaret hacminin yüzde 70’i Çin ekonomisine bağlı İran’ı Çin ekonomisinin hammadde sağanağından kurtarmaları gerek.Nükleer müzakereler  esasında uzun vadede ve geniş pencerede Türkiye’yi değil İran’ı Rusya’ya değil Çin’e karşı ”ileri karakol” ülkesi yapmak,füze savunma sisteminin tehdit ülkesi Rusya’yı füze savunma sisteminin gereğini ortadan kaldırarak hoşnut etmek ve NATO’yu Afganistan’daki bataklıktan kurtarmak adına İran’ın stratejik desteğini almak.

Bu söylediğim çoğunuza ütopik gelebilir;çünkü Rus-Çin ortaklığı hepimizin dilinde.Bu ortaklık esasında kültürel farklılıklar(Rusya’nın çoğunlukla Batı odaklı olması,Çin’in Asya’lı olması),ideolojik geçmişin çatışması(Maoizm-Leninizm kavgası),gelecek kavgası(Çin’in de Rusya’nın da kendilerini geleceğin tek süpergücü olarak görmesi) stratejik ortaklık değil, Rusya ve Avrasya Programı Direktörü Bobo Lo’nun deyimiyle kısıtlı ortaklık.

Bu analizlerde bana yardımcı olan ve son dönemde ilgimi çeken iki tane haber var.Birincisi;ABD ve AB arasında imzalanması gündemde olan Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması.Bu anlaşma ile Avrupa ile ABD arasında bir serbest ticaret bölgesi hedefleniyor ki Çin’li uzmanlara göre bu Çin’in ABD ile ticaretini en az yüzde 30 oranında azaltır.İkinci haber ise  Pentagon yetkililerinin, Çin’in Doğu Çin Denizi’nde hava savunma sahası kurmasının ardından, ABD’nin iki B-52 uçağının, ihtilaflı adalar üzerinde uçurması.

Türkiye’nin Çin’den savaş uçağı alma girişimi de Suriye konusunda ABD’den umduğunu bulamaması üzerine Çin ABD geriliminin üzerinden nemalanma girişimi olarak değerlendirilmeli.

ABD’nin İran hamlesinin bu ”savaş uçağı alımına” denk gelmesi bölgede Türkiye’ye olan ihtiyacı azaltma girişimi de olabilir.

NOT:Türkiye-İran özelinde nükleer müzakerelerin yansımasına bilahare değinme niyetindeyim.

 

ÖZKAY EVREN ASLAN 

Hakkında Özkay Evren Aslan

Cevapla