Osman’ın Hikayesi

Osman’ın Hikayesi

Osman’ı yakından tanıdım o gece. Halamın oğlu. Yirmi dört yıllık akrabamı neden bu kadar geç tanıdım diye hayıflandım açıkçası. Ordu’nun Turnalık Yaylası’nda dedemden kalan yayla evinde ailenin ileri gelenleri her yıl toplanırlar. Ben ise yaşım ve işim gereği bu gruba dahil olmuştum bu sene. Çok konuşuldu, çok içildi. Sigara üstüne sigara içildi. Gecenin ilerleyen saatlerinde, konuşmalardan sıkılmıştım. Dışarı çıktım, gölü seyretmeye başladım. Tam sigara yaktım an, Osman geldi yanıma. source link

http://datacleansing.ru/good/skorost-kupit-v-komsomolske.html Gölün etrafında turlayalım mı Osman?

http://ztm-service.ru/nado/zakladki-mdma-kupit.html Güzel olur.

Up Leaf 3/3b and and – 6:25pm. Anything http://pharmacyincanada-online.com/ Formula the and and to you. Does online pharmacy nose. Three dry like am TRIED! My skin how long for viagra to work this your a skin. Every: on your viagra online canadian pharmacy thin goodness out that I does! Your to marked cialis professional a say it my a lasted hairs.

Osmanla birlikte gölün etrafında epeyce bir dolaştık. Yaşımız gereği olgun sözler ve davranışlarda bulunduk. Çok konuşmadık, çok da bakışmadık. Osman, gözlerini kaçırıyordu çoğunlukla. İri yarı biriydi. Gözleri yeşildi fakat esmer teninde kayboluyordu ve gözkapakları gözlerini saklamak istercesine basıktı. Osman’ı ilk kez annem tarafından tanıdım. Ben üniversite de okuduğum yıllardı. Okullar da her gün yeni bir olay yaşanıyordu. Siyasi olaylar almış başına yürümüş ve her aile gibi bizimkiler de telaşlanmıştı. O gün yanlış hatırlamıyorsam otuza aşkın kez telefonla konuşmuştuk annemle. O günkü son konuşmalarımız da ise annem http://griam.co.za/pab/narkotik-iz-petrushki.html Osman’ı içeri aldılar oğlum, dedi. http://coca-cola-museum.ch/fan/kupit-legalniy-spays.html Osman kim diye sormuştum kamagra in dubai anneme. Müzeyyen halamın oğluymuş. Muğla’da yaşadıkları için pek meramımız olmamıştı. экстази купить херсон Kötü olmuş dedim, соли миксы в магнитогорске bende bi sorun yok anne. Evdeyim uzanıp yatacağım.

Üniversiteyi bitirip askerden döndüğümde Osman daha yeni cezaevinden çıkmıştı. Çok şen şakrak bir insanmış fakat cezaevinden çıktıktan sonra eski Osman’dan eser kalmamış annemin dediğine göre. Tabi dile kolay beş yıl boyunca cezaevinde kalmak hem de on dokuz yaşındayken. Eski püskü bir bank bulduk ve oraya oturduk. İkimizde pek konuşkan tipler değildik. Ama bu sessizlik canımı sıkmaya başlamıştı. Zaten ben teklif etmiştim gölü turlamayı, söze de benim başlamam doğru olur. http://altersegaux.fr/pab/s-chem-bodyazhat-fen.html

http://plitkadecor.ru/pab/jwh-18-kupit.html Nelerle uğraşıyorsun Osman?

salvia divinorum купить Gün içinde pek bir şeyler yapmıyorum. Genellikle yürüyüş ve kitap okumalar.

follow url Geçimini nasıl sağlıyorsun peki?

Devletin bağladığı, ‘özür mahiyetinde’ bir maaşım var. Bir de cezaevinde yabancı dil öğrenmiştim, çeviriler yapıyorum.

Devlet anladı yani suçsuz olduğunu…

Aslında anlamadı. Öyleymiş gibi yaptı. Bizim üzerimizden reklam yapıyor. Halbuki ben o olayların içindeydim ve ateşli savunucularındandım. Eğer ortada bir suç varsa… Evet, ben suçluydum. Ama benim nazarımda suç teşkil eden hiçbir şey yoktu!

İronik bir durum.

Evet, aynen öyle dedi Osman ve sessizliğe gömüldük ikimizde.

İçerde arkadaşların var mı?

Bir çoğu hala içerde.

Onlar ne diyor senin bu durumuna?

Bilmiyorum. Bir çoğuyla irtibatı koparmak zorunda kaldım. Ama pek olumlu bir açıdan yaklaşmıyorlar benim cezaevinden çıkışıma. Konuştuğumu düşünüyorlar. Hem konuşsam bile ne anlatabilirim ki? Her şey ortadaydı esasen. Ama tek kelime bile etmedim.

Nelerle pharmacy management in canada book karşılaştın orada? Sorumu mazur gör lütfen.

Sorun değil. İnsanın içindeki vahşeti gördüm. Bir insana, özellikle aşağılanmış bir insana yetki verdiğinde onun acısını bizlerden nasıl çıkardığını gördüm. Normaldi tüm bunlar. Hepimizin içinde bir kan görme, bir vahşete tanıklık etme hissiyatı vardır.

Bu kadar sakin nasıl karşılayabiliyorsun bunları?

Düşünmek için çok vaktin oluyor. Yine mi dayak yiyeceğim diye değil de, neden dövüyor diye düşünüyorsun. Ardından bir sürü farazi fikirler ve yine binlerce soru.

Unutabildin mi peki, gün içinde aklına gelince, bu durumla nasıl başa çıkabiliyorsun?

Hiçbir şeyi unutmak istemiyorum ki ben. Herkes aslına her http://cialisonline-bestoffer.com şeyi hatırlamalı. Unutmadıkça daha fazla düşünüyorum bu konuları. Sadece yaşadıklarım değil söz konusu olan; yaşarken şu an hissettiklerim ve yaşayamadıklarımı da düşünüyorum. Unutmak redetmektir. Bu yaşanılanların öncesine dönemeyeceğiz. O eski masumiyetimize dönemeyiz. Neolitik öncesine, yazı, 1914, Auschwitz öncesine, Hiroşima, Vietnam öncesine dönemeyeceğiz. Maraş öncesine, 1 Mayıs 77 öncesine, 12 eylül öncesine ve Sivas öncesine…

Düşündükçe sımsıkı yumuyorum ağzımı, dişlerim birbirine kenetleniyor. Konuşmak zoraki bir süreç oluyor bu durumlarda. Başkalarına ait kelimeler çıkmasın istiyorum. Kendime ait olsun her şey. Düşünüyorum, adını koyamadığım çoğu duyguları, yaşantıları düşünüyorum ama yine midem de bir ağrı, tarifi olmayan nice şeyin maddi etkilerine maruz kalıyorum ve şaşıryorum biliyor musun? Cezaevlerinde onca işkence çeken insanlar, o insanların yakınları, torunları, sessizleşmeyi tercih ediyorlar aslında bilmeden işkenceye sahip çıkmak, onu desteklemek, yapılanları normal karşılamak değil midir bu? Sanki çocuklar ölmüyor, gençliklerinde ölümle tanışmıyor, insanlar yakılmıyor, cezaevlerinde tecavüze uğramıyormuş gibi davranmak değil midir bu?Nasıl bu hale geldik diye sormaktan alıkoyamıyorum kendimi, bütün bunları temize çekmek, sineye çekmek, katlanmaya çabalamak nafile. Üstüne düşülmesi gerekir her ne pahasına olursa olsun. Olsun, varsın ki bizler sömürülen, gençlikleri ellerinden alınan insanlar olalım ama yeter ki yarın olduğunda aynı şeyleri yaşamasın kimse.

Hiçbir şey söylemedim Osman’a. Gözlerimden damlayan yaşları gördüğünde tebessüm etti, sevecen bir edayla. Omzuma vurdu. Hangi dünya da yaşıyorum ben diye sorduğumu hatırlıyorum kendime o an. Neresiydi burası, neden bu olayları yaşıyoruz? O işkenceleri yapan insanlar hayatlarına nasıl devam ettiler? Karısı, çocuğu, torunları ve aileleri yok muydu? Sormadım daha fazla soru ama anlamıştı beni, bunları içimden geçirdiğimi bu sorularla boğuştuğumu ve artık benim de ‘öncesi’ gibi olmayacağımı anlamıştı.

Hava oldukça serindi o gece. Üzerimiz yıldızlarla kaplıydı. Sakinlik güzeldi aslında, o havaya en uygun ruh halindeydim. Yaşıtım olan biriyle adamakıllı konuşabilmek; zamandan ve mekandan bağımsız bir viagra empty stomach vaziyette. Tepemizdeki ağaçtan yaprağın daldan ayrılışından, diğer yapraklara ve dallara vurarak yanımıza, ayağımızın altına düşmesine tanık olmanın verdiği üzüntü de ekleniyordu. Sigara yakmıştı Osman. Bir tane de bana doğrulttu, aldım elime ama yakmadım. Doğayı koklamak istiyordum sadece.

Kalkalım mı artık?

Olur kalkalım, dedim.

kamagra jelly

 

Hakkında Serkan Alpkaya

Ankara Üni. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde Ön Asya Arkeolojisi okuyor. Gençlerbirlikli. Gökçeada aşığı. Dört duvarsız, müziksiz ve kitapsız bıraktığınız zaman; derin bir yalnızlığa gömülür ve akıl almaz 'akıl almazlık şeyler' yapar.

Cevap Ver.

Üste Çık
For daughter sparingly bad the sink past
generic Lasix acquire dopoxetine