http://www.9000977.ru/pab/izhevsk-kupit-lsd.html

Siber Savaşlar

Siber Savaşlar

http://www.gianluzan.it/pab/toksikomaniya-benzinom.html Gönderildi.Taylanözgür Ekinci in 1. Sayı, Adım Dergisi, Siyaset, Türkiye, Yazarlar, Yorum & Görüş

купить легальные курительные миксы Posta güvercini ve duman ile haberle

http://spacestories.eu/good/zakladki-geroin-kolomna.html şen bir topluluktuk biz, hatta sadece biz değil tüm insanlık. Ulaklar haberciler elçiler durmadan haber götürür getirirdi. Bazen bir habercinin haftalarca aylarca at sürmesi gerekebiliyordu. At sürmek derken herkes at sürmenin çok basit bir iş olduğunu düşünebilir. Hiç de öyle değil, aşılacak onca dağ tepe orman ıssız ve vahşi hayvanlar da bu işin kaderi cilvesiydi. Yol kesen eşkıyalar, insan eti yiyen barbarlar, yani elçi demek haberci demek. Diğer bir deyişle postacı demek halk tabiriyle söylemek gerekirse kelle koltukta demekti.

follow site Öyleki bir çok haberci haberi getirdiği padişah, imparator ya da kral tarafından cezalandırılmıştır. Örneğin  getirdiği haberin içeriğini beğenmeyen Osmanlı padişahları bile habercinin başını gövdesinden ayırarak tekrar haberi kendisine gönderen kişiye yine bir başka haberci ile gönderir, habercisinin öldürüldüğünü gören karşı taraf ise aynışekilde karşılık verir. Bu böyle sürer gider taa ki savaşa kadar ya da bir antlaşma ile barış imzalanana kadar. Eski çağlarda örneğin mısırda  M.Ö. 3000 yılında hiyeroglif adı verilen yazı sistemi bulundu. Bu yazıların özelliği içinde resim kullanılması olmuştur, hem yazı hem resi. Bu resimler genelde tarafların logolarından sembollerinden oluşmaktaydı ve bunları farklı kombine ederek anlamları değişebiliyordu. Bu semboller o zamanki insanların hayatlarında var olan eşyalardan da oluşabiliyordu. M.Ö. 1300 civarında Mezapotamya’da ilk alfebenin kullanıldığı bilinmektedir. Zaman geçtikçe insanoğlu kendini yenilemekte ve değişmektedir dolayısıyla insanlar değiştikçe geliştikçe yaşam tarzları dünya görüşü ve insanoğlunun haberleşmesi de değişime uğramıştır. Sokrates’in de söylediği gibi değişmeyen tek şey değişimdir.

купить курительную смесь в москве Haberleşme de değişime uğradıkça yeni fikirler yeni icatlar yeni metodlar da geliştirilmiştir bu alanda. Hatta örneğin ajanlık faliyetleri hileler Bizans İmparatorluğu’nda olduğu gibi Osmanlıİmparatorluğu’nu da sarmıştır keza ülkemizde yayınlanan malum dizi herkesçe bilenmektedir ve genel hatları itibarı ile bu alanda cereyan etmektedir ve çok ilgi görmektedir.(muhteşem yüzyıl) Bu ajanlık faliyetleri dört halife döneminde’de çok meşhurdur. Bilindiği üzere Hz peygamberi öldürtmek için mekkenin en güzel kadınları müslüman olmuş gibi davranıp peygamberin ilgisini çekmeye ve onu tuzağa düşürmeye çalışmıştır ama başaramamıştır. Peygamberden sonraki süreçte ise Muaviye Hz Hasan’ı öldürmek için Hz Hasan’ın evine giren çıkan ve hiç dikkat çekmeyen Hz Hasan’ın kayınpederini satın alır ve Hz. Hasan’ın evinde etrafında dönen tüm detayları öğrenir. Hatta iş öyle bir noktaya gelir ki Muaviye, Hz. Hasanın kayınpederini kullanarak kızı Cade’yi etkilemeyi başarır ve türlü vaadlerle kandırarak Hz. Hasan’ın zehirletilip şehit edilmesine neden olur. (cade hz. Hasanın eşi)  Çok enteresan bir olay da üçüncü halife Osman ve Hz Ali arasında cereyan etmiştir; yanlış kararlar ve yanlış yönetici atamaları nedeniyle isyan eden halk üçüncü Halife Osmanın evini kuşatır. Haksız yönetime ve imtiyaza daha fazla tahammül edemeyen halk, Osman’ın istifasını istemektedir ve araya Hz Ali girer ve ortam sakinleşir. Hz. Ali, Osman’dan damadı Mervan’dan kurtulmasını onun görevine son vermesini ister Mervan’ın devlet işlerinde hile yaptığını halife adına kanun çıkardığını ve halka zulmettiğini anlatır ve Osman’dan söz alır. Osman da bunu kabul eder ve isyan sona erer. Kanımca bu olay dört halife döneminin gezi olayıdır !!! (toplumsal patlama) Devam edelim. Daha sonra Mervan rahat durmaz ve halifenin sarayından çıkan birkaç tüccarın devesinin yüklerinin arasına Muaviye’ye atfen bir mektup yazar. Bu mektupta yukarıda bahsettiğimiz toplumsal patlamaya katılan direnişçilerin tez elden öldürülmesini ister ve bu mektup yakalanır ve aracı olan Hz Ali’ye gösterilir. Hz Ali bu olaydan sonra arabuluculuktan çekilir ve daha önce toplumsal direnişi yarıda bırakanlar direniş ateşini büyütür ve tüm bunların olmasından sorumlu tuttuğu üçüncü halife Osman Bin Affan’ı sarayında öldürürler. Kaynaklara baktığınızda bu olaydan pek bahsetmez. Bu kadar önemli bir toplumsal patlamadan hak arama, eşitlik arama, adalet arama mevzusundan bahsetmek dururken öldürülen halifenin öldürüldüğü sırada Kuran okurken, öldürüldüğü ballandıra ballandıra anlatılır.

http://lesmandarines.fr/fan/baykoks-kupit-v-sankt-peterburge.html O zamanlarda bile ajanlar vardı türlü türlü haber alma teknikleri sulukların içine koyulan mektuplar atların nallarına çakılan mesajlar kadınların saçlarının arasına

купить гашиш в одинцово koyulan gizli belgeler hep var idi belki yöntemleri

http://volgograd-consalting.ru/life/chaplin-24-obhod.html şimdikine göre biraz komikte olsa gayet işlevseldi, öyle ki Hz Ali’nin mısır valisi Kays bin Saad öyle bir tuzağa düşştür ki bu olay gerçekten hem çok ilginçtir hem de şu an ülkemizde cereyan eden Ergenekon davasının büyük bir bölümünü oluşturan sahte delilleri hatırlatır niteliktedir. Şöyle ki Hz. Ali’nin valisi Kays’a sözde Muaviye tarafından mektup yazılıyordu. Aslı astarı olmayan bu mektuba sözde Kays bir de cevap yazıyordu. Bu mektupları yazan Muaviye’den başkası olamazdı. Kays’ın askeri dehasından korkan Muaviye Hz. Alin’in gözünden Kays’ışürmek için Kays’a mektub yazdı ve sonra sanki Kays mektuba cevap vermiş gibi onun ağzından cevaplar yazdı ve bu mektupları daha sonra büyük bir ustalıkta yakalattı. Bu mektup hilesi ve bu yanlış anlaşılma Hz. Alin’in Kays’ı görevinden azletmesiyle sonuçlandı. Muaviye’nin hilesi bir kez daha işe yaramıştı. Muaviye’nin Kays’a yazdığı sözde mektuplarda Kays’ın mührünün sahtesini yaptırdığını ve yazısını bire bir taklit ettirdiğini de unutmayalım.

Kaset siyaseti

Artık 2014 yılındayız teknolojinin ne kadar geliştiğini şu anki durumunu bundan çok değil 20 yıl önce anlatsanız kimse size inanmazdı, belkide gülerdi. Şu an türkiye siyasetinde çok önemli bir etkisi var teknolojinin. Halk hiçbir şekilde ulaşamayacağı bilgilere ulaşıyor internet sayesinde, bu yayınlanan kasetlerin binde biri Papua Yeni Gine’de ya da Tanzanya’da ya da Fildişi sahillerinde yani dünyanın en anti demokratik ülkelerinde yayımlansaydı hükümet düşer ya da erken seçim olurdu.

İşin enteresan tarafı ise inanç boyutu bu kirli siyaseti yapan her iki taraf da Allah, kitap, peygamber söyleminden yola çıkarak kitleleri harekete geçiriyor ama halk malesef sanki Araf suresinin 179. Ayetine bizzat muhatab olmuşçasına bu gözlerinin önünde olup biten herşeyi görmemezlikten geliyor. Araf suresinin 179. Ayeti şu an ülkemiz insanlarının içine düştükleri gafleti anlatması bakımından inanılmaz bir işarettir lütfen bakınız.

Öküz öldü ortaklık bitti

Çok değil bundan 3 ay kadar önce can ciğer kuzu sarması olan cemaat ve Akp hükümeti aralarında çıkan rant kavgası ve iktidar savaşı yüzünden düşman olmuş durumda. Birbirlerine methiyeler düzen birbirlerine iltifatlar eden bu iki eski süt kardeş, dünya işleri yüzünden aralarındaki ilişki neredeyse kan davası haline geldi. Recep Tayyip Erdoğan 30 mart seçimlerinin bitmesinin ardından cemaatin üstüne tüm gücünü kullanarak gideceği kesin bu olayların içindeki en önemli kırılma taşlarından biri olarak gözüken eski genel kurmay başkanıİlker Başbuğ’un tahliyesi olmuştur. Bir görüşe göre Akp strateji değiştirecek ve askerler ile arasını düzeltip cemaati yerle bir edecek, diğer bir görüşe göre ise ABD, Tayyip Erdoğanı tasviye ediyor. Kanımca ilk görüş daha kuvvetli, çünkü ABD’nin Erdoğan’dan vazgeçmesi Orta Doğuda’ki planlarının aksamasına neden olabilir. Ayrıca barış sureci diğer bir soru işareti ama diğer ihtimali de düşündüğümüzde asker, Tayyip Eroğan’la beraber hareket edip edemeyeceği. Çünkü herkes bilmektedir ki cemaat ne yaptıysa AKP hükümetinin desteğiyle yapmıştır, keza başbakanın “cemaat ne istedi de vermedik?” söylemi hala akıllarda ve çok taze. Yani eğer cemaat askere yani TSK’ya komplo kurdu ise AKP ile beraber kurdu. Zaman herşeyi gösterecek ama taşların yerlerinden oynadığı artık kesin. купить семена конопли в крыму форум бывшего наркомана

Siber savaşlar

Son zamanlarda özellikle son bir ayda cemaate yakın kanallardan servis edildiği düşünülen bir internete ses kaydı yayınlama yarışı başlamış durumda cemaat yayınlıyor cevap olarak hükümet bir karşılık veriyor Tayyip Erdoğan’la oğlunun para taşıma kaydı günlerce çok konuşuldu. Hemen peşine adalet bakanı Sadullah Ergin ve Tayyip Erdoğan’ın Aydın Doğan’ın grubuna yönelik söylemleri ve mahkemesine günler kala mutlaka ceza almalılar şeklindeki söylemleri ve adalet bakanının “onların davasına bakan hakim aleviymiş” demesi, bu skandallar zinciri bitecek gibi değil, özellikle cemaate yakın kaynaklar cemaat altın vuruşa hazırlanıyor. Seçimlere çok kısa bir süre kalaTayyip Erdoğa’nın içinden çıkamayacağı bir görüntülü kaset olduğu iddaları dikkat ederseniz Ergenekon davası da bu söylemler üzere organize edilmişti. İlk önce ülkenin bir kaç yayın organı cemaatin ve iktidarın parasıyla ele geçirildi sonra satılık yazarlar Mehmet Baransu, Mehmet Barlas, Nazlı Ilıcak, Rasim Ozan Kütahyalı, Nagehan Alçı ve daha bir çok isim bu isimleri yazmak sayfalar sürebilir, sözde aydınlar bu gazetelere getirildi ve daha sonra yetmez ama evetle beraber bu aydınların sayısı çoğaltıldı. Yani yetmez ama evet demezsen sen aydın olamazsın gibi bir rüzgar oluşturulmaya başlandı kısmen başarılı da olundu,yalan haberlere köşe yazarların hayal dünyasında oluşturdukları abartılar da eklenince ülke bir darbe ortamına sokulmaya çalışıldı ve bunun üstüne hergün televizyondan sabahtan akşama kadar yalan haberlerle halkın beyinleri yıkandı ve bu ergenekon karşı devrimi yüzde seksen başarıya ulaştı ve Erdoğan hemen hemen girdiği tüm seçimleri kazandı. Belkide dünya da hiçbir siyasetçinin güçlü olmadığı kadar güçlü oldu ilk önce belediyeleri eline geçirerek ekonomik özgürlüğünü eline aldı arkasında büyük beyin yıkayıcı cemaat de vardı. Daha sonra Fetullah Gülen’in Özal zamanında belkide daha önceye dayanan emniyet içindeki örgütlenmesine onay verdi. 2010 referandumuyla birlikte gücüne güç katan Tayyip Erdoğan son kale olarak TSK’yı kendisine yakın komutanlardan oluşturdu, kendisini durdurulamaz gören Tayyip Erdoğan ve hükümeti kardeş cemaatle dersanelerin kapatılması noktasında fikir ayrılığına düştü. Tabi bu olayın basına yansıyan yüzüydü, kapalı kapılar arkasında çok daha karışık ilişkiler olduğu

belli, birbirini yere göğe sığdıramayan AKP hükümeti dersaneler olayından sonra adeta düşman oldu ve ikiye bölündü Tayyip Erdoğan’ın tüm kirli çamaşırlarını internete servis eden cemaat deyim yerindeyse siber savaşlarını başlatmış oldu ve duracak gibi de değil. Bütün bu olup bitenlerden sonra bu iki taraf hala insanların yüzüne bakarak Allah’tan, kitaptan, peygamberden, ahlaktan bahsedebiliyor ya ben ona şaşıyorum. Bir din adamı olarak kabul edilen Fetullah Gülen nasıl olurda böyle kirli işlerin içine girer ya da bir din adamı böyle kirli işlerin içine girmek ister mi? Hayır, dediğinizi duyar gibiyim. Evet bir din adamı Allah’a kendini adayan bir insanın gözünde ne mal vardır ne mülk ne siyaset ile uğraşır ne de böyle entrikaların yanından geçer. Umarım halkımız bu olup biteni anlar ve Kuran-ı Kerim’in Yunus suresinin 100. ayetinde söylediği gibi “Allah aklını kullanmayanların üstüne pislik yağdırır” ayetine muhatab olmaz ve aklını kullanır ve gereğini yapar. Ama yukarıda da söylediğimiz gibi Araf suresinin 179. Ayetine muhatab olduğunu düşündüğüm halkımız malesef bunları göremeyecek. İsterseniz Araf suresinin 179. ayetini vererek yazımızı tamamlayalım.

İnsanlardan ve cinlerden  çok sayıda kişileri cehennem için yarattık. Kalpleri var bunların onlarla anlamazlar,  gözleri var bunların onlarla göremezler, kulakları var bunların onlarla işitmezler, onlar çiftlik hayvanları gibidir hatta daha da  kötü…. Ve onlar olup bitenlerden habersizdirler.

Hakkında Taylanözgür Ekinci

Cevap Ver.

Üste Çık
For daughter sparingly bad the sink past
generic Lasix acquire dopoxetine