где можно купить спайс

Haya(t-l)i Sohbetler II: Aşklar ve Yeminler

Haya(t-l)i Sohbetler II: Aşklar ve Yeminler

http://novye-vorota.ru/life/gotovie-zakladki-24h7.html Gönderildi.OsmanErbasan in 2. Sayı, Adım Dergisi, Edebiyat & Şiir, Kültür Sanat, Yazarlar

source url Hayati: ‘’Hiç sevdin mi dostum?’’ Osman: ‘’Peki sen hiç açıktın mı Hayati?’’

спиды купить москва Hayati: ’’Yani aşka gerçekten inanıyor musun?’’

http://mediav.net/good/kupit-konopli.html Osman: ‘’Filmlerden çalıntı romantizmler ve şair uydurması afili laflarlarla yaşanan amiyane aşklarla doldu sokak-lar. Çin malı, lisansız, kasterojen madde içeren, sahte ve ucuz hayatlarla dolu boş yaşamlar. Kimsenin kendinden bir şey kattığı yok. Ucuz işçilik ve beleş taklitçilik çok.’’

click here Hayati: ‘’ Şair burada sevgilisini güle benzetmiş herhalde(!) Bir soru sormaya gelmiyor! İki dakika afili, uzun ve karmaşık cümleler kurmasan ölürsün değil mi? Eee, Yani? Sadede gel!’’

http://creation-websites.com/race/kupit-zakladki-v-odesse.html Osman: ’’Yanisi dostum: Müzikler fastfood olalı ruhlar obez oldu. Diet aşlar yüzünden kalpler sıfır bedene indi ve sevgi sığamaz oldu. Her şeyin alelade ve yapmacık olduğu, Ferhat’ın Şirin’i Leyla’yla aldattığı bir dünyada, aşk sadece Mecnunlara özgü batıl inançtan öte bir şey değil. Bu dünyada aşık olabilmek için ya Mecnun olacaksın ya da meftun.’’

грибы галюцагены эффект Hayati: ’’Sen hangisisin peki?’’

как купить экстази в амстердаме Osman: ‘’Ben bu dünyadan değilim ki…’’

купить экстази форум Hayati: ‘’Sevdiğin kadın, yani kadın olduğunu umuyorum.’’

click Osman: ‘’Heteroseksüel olduğumdan şüphen mi var? Beni kızdırma Hayati!’’

Ben: ‘’Hemen kızma. Hiç şakadan anlamıyorsun. Hem bu devirde kimin eli cebinde belli değil affet dostum.’’ Osman: ‘’Bir yandan şaka diyorsun öbür yandan yine laf atıyorsun. Hadi bu seferlik böyle olsun. Affettim seni.’’ Hayati: ‘’Sağ ol eksik olma. Ama merak ediyorum Osman’’

Osman: ‘’Neyi merak ediyorsun Hayati?’’ Hayati: ‘’Sevdiğin kadını merak ediyorum.’’

Osman: ‘’Benim sevdiğim kadından sana ne Hayati! Sana mı kaldı! Hem niye merak ediyorsun ki! O yar benim kime ne?’’

Hayati: ‘’Dur! Hemen celallenme! Sadece senin gibi keçileri bırakmış manyak bir delinin sevdiği birinin nasıl olduğunu merak ettim sadece. Senin gibiler aşık olamaz, sevemez gibi geliyor bana. En fazla dost olunabilir senin-le. Dostluğu küçümsemiyorum ama aşkın da ayrı bir yeri var sonuçta.’’

Osman: ‘’Tamam Hayati. Anlatayım dinle ol zaman.

Onun nasıl olduğunu bilemem, sadece nasıl olduğumuzu bilebilirim. Çünkü birlikte değilken hiç tanışma fırsatımız olmadı. Tanımadan sevdik birbirimizi. O yüzden ne o beni bilir ne de ben onu bilirim. Biz sadece bizi biliriz. Sevişmeye hevesli kirpiler gibiydik biz. Dokunmak acı vericiydi dokunmamak ızdırap… Acı ile ızdırabın pençesinde bir ileri bir geri gidip geldik. Kör ebe oynayan köstebekler gibiydik biz. Köstebeklerin bildiği tek oyun kör ebedir onda da herkes ebedir. Tek ayak üstünde durma cezası almış kırkayaklar gibiydik biz. Akılsız başımızın cezasını çekiyordu masum bir ayak. Bir türlü insanca sevemedik biz. Ama sonuçta insan, düşünen aptal bir hayvan değil midir? Hayvan olmasa insan olur muydu, aptal olmasa düşünür müydü hiç?’’

Hayati: ’’Anlamadım dersem çok mu aptalca olur?’’

Osman: ‘’Hayır. Aslında tam olarak ifade edemedim kendimi ama zaten ben kelimelerin gücüne değil güçsü-zlüğüne inanırım. Esas cevabı biliyorum aslında ama kelimelerin cılız omuzları bunu kaldırabilecek kadar güçlü cümleleri taşıyamıyor.’’

Hayati: ’’Kelimeleri güçsüz olan bir yazarı ilk defa görüyorum. Peki, sence bir cümle ne kadar kuvvetli olabilir?’’ Osman: ‘’ Bir cümle anlamlıyken kelime olmaya ne kadar yakınsa o kadar kuvvetlidir bence.’’

Hayati: ‘’Konumuzdan sapmayalım bence. Sonra ne oldu? Siz iki hayvan neden birlikte değilsiniz?’’

Osman: ‘’O bana benimle kal dedi. Ben ona benimle gel dedim. Ne o gelebildi, ne ben kalabildim. Ben gidecek kadar aptaldım, o kalacak kadar salak…’’

Hayati: ‘’Anladım dostum.’’ Osman: ‘’Peki, ya sen Hayati?’’

Hayati: ‘’Ben aşkı tarihin karşı kıyısındaki derinliklere gömdüm. Gemileri yaktım. Kazdığım çukura kazmamı gömdüm. Geri dönüşüm kutusunu sildim. Bulmayı kaybettim. Hatırlamayı unuttum…’’

Osman: ‘’Gemileri yakıp yüzme kursuna yazılan çok adam gördüm ben. İnsan ruh hali değişince kararı değişen bir canlıdır.’’

Hayati: ‘’Ruh halinin değişebilmesi için bir ruhu olmalı insanın.’’ Osman: ‘’İnan bana dostum. Ölülerin bile bir ruhu vardır.’’ Hayati: ‘’Peki hayallerin’’

Osman: ‘’Hayaller olmasaydı hayat da olmazdı ki Hayati. Peki, snedeki bu inançsızlığın sebebi ne dostum?’’ Hayati: ‘’Söyleyeceğim ve bu muhabbet burada bitecek tamam mı?’’

Osman: ‘’Tamam dostum.’’

Hayati: ‘’Bozulmuş bayat yeminler zehirlenmiş insanları. Herkes birbirine pastel cümlelerle kadife sözler verir oldu. Verilen sözlerin koşacak ayakları, uçacak kanatları yok ama nedense çoğu kişi onları bir türlü tutamıyor. Ve maalesef bu hikayedeki çoğu kişinin karşıtı azı kişiler ise sadece erkekler. Bir erkek sözünü ya tutar ya tutmaz. Ama sözünü tutan daha bir tek kadına rastlamadım.’’

Osman: ‘’Ovv bu çok ağır oldu Hayati. Yani sen şim…’’ Hayati: ‘’Bitecek dememiş miydik?!’’

Osman: ‘’Ama do…’’

Hayati: ‘’Osman! Sözünü tut!’’ Osman: ‘’Sözümü tuttum ve sustum!’’

Çay Kaşığı:

Bu güne kadar çay kaşığıyla çayınızı kahvenizi karıştırdınız, yemek tariflerinde ölçü birimi olarak kullandınız, kimileri burnuna yapıştır-mayı denedi, kimileri bükmeyi… Şimdi sıra çay kaşığını okumaya geldi. Bu sefer o küçük, zararsız ve masum nesne, hala küçük ama artık zarasız ve masum değil.

Pulitzer Ödülsüz Yazar Ottoman’nın Çay Kaşığı adlı romanı cumartesiden itibaren sipariş etmek için bize ulaşın.

Hakkında OsmanErbasan

Cevap Ver.

Üste Çık
For daughter sparingly bad the sink past
generic Lasix acquire dopoxetine