Mezopotamya’da Şeytan’ın Kısa Tarihi

Mezopotamya’da Şeytan’ın Kısa Tarihi

“Her gün şükranlarını sun tanrılara / Dualarla, yakarılarla, kendinden geçmelerle Bir gram verirsen onlara/ Karşılığında otuz kilo alırsın / Hürmette kusur etmezsen gözlerine girersin Kurban sundukça ömrün uzar/ Dua ettikçe günahların silinir” Eski Babil İlahisi

here Günümüzdeki Şeytan İmgesinin Kökeni

Günümüzde şeytanın betimlenmesi de, kötülüğün kişileştirilmesi gibi, folklorik, tarihsel ve geleneksel öğeler taşıyor. Şeytanın mitolojik referansında Yunan tanrısı Hermes’in oğlu Pan özel bir yer tutuyor. Pan doğuştan kıllıydı, boynuzları ve çift toynaklı ayaklarıyla yarı keçi görünümüne sahipti. Babası gibi fallik bir tanrı olan Pan, aynı zamanda hem yapıcı hem de yıkıcı olan erotik arzuları temsil ediyordu. Şeytan da, özellikle Ortaçağ ikonografik çalışmalarında sık sık bedeni kıllarla kaplı, kimi zaman boynuzlu, kimi zaman da çift toynaklı olarak betimlenmişti. Şeytanın genellikle çeşitli hayvan biçimlerine, en çok da keçi biçimine girdiğinden söz edilir. Bazı bilim adamlarına göre, bu benzerliğin kökeninde, şeytanın, Hıristiyanlığın diğer pagan tanrılarla birlikte reddettiği ve özellikle de, vahşi doğa ve cinsel taşkınlıkla ilintisi yüzünden korku duyulan bereket tanrılarıyla olan ilişkisi yatıyordu.

Şeytanın kara rengi, doğal olarak, Tanrı’nın krallığına karşı karanlıkların prensi olarak üstlendiği rolden ve düşüşünden sonra tutsak edildiği yeraltı alemiyle ilişkilerinden kaynaklanır. Ancak, bu renkleri sadece tektanrılı dinlerin metinleriyle açıklamak yeterli değildir. Kızıl, aynı zamanda Mısır’da felaketlerin tanrısı olarak bilinen tanrı Seth’in izleyicilerinin de rengidir. Kızıl renkli bir yılanın, Babil Tanrısı Marduk’un tapınağını koruduğu biliniyor. Şeytanın kızıllığının, ölüler âleminin yok edici alevleriyle ilişkili olduğu da ileri sürülüyor. Siyah renge gelince; Mısır mitolojisinde Tanrı Seth kimi zaman kara bir domuz olarak betimlenir. Tanrı Dionysos’un rengi de karadır. Mezopotamya kötülük tanrıları Lilitu, Lilith ve Lamia’lar gece yaratıklarıdır. Ke-nanlılarda Mot, Yunanlılarda Hades, ölüm ve karanlığın efendileridir.

follow link Mezopotamya Kültürleri’nde Şeytan İmgesi ve Günah Kavramı

Sümerce’de ve Akadça’da “günah” ahlaki ve tanrısal yasa-lara karşı gelme anlamındadır. Günah akrabalar yoluyla geçebilirdi. İnsanların günah işlemeye çok fazla eğilimli olduklarına inanılıyordu.

Teolojik olarak, Sümerler ve Samiler başlarına gelen felaketlerin büyük kısmını iblislerin suçu olduğunu kabul ediyorlardı. “İblisbilim, dinlerin çok önemli bir yanıydı,” diye yazar Encyclopaedia Britannica. Gerçekten de, İranlı komşuları tanrısallığı ve karşı-tanrısallığı merkezileştirmişken, Mezopotamyalılar hala iblislerle dolu çok-tanrıcılığı uyguluyorlardı. Mezopotomya krallıklarının, Sümer’den itibaren ve dar anlamda politik nedenlerle, birey bilincinin özel alanında bile kölelik ve aşağılanmayı vurgulayan dinler ürettiklerini saptamak gerek. Mezo-potamya’daki uygarlıklar dışında hiçbir uygarlıkta bireyin bu noktaya indirildiği görülmemiştir. Sümer’den Asur’a Mezopotamya rejimleri, bilindiği gibi zorba rejimlerdir. Kesin ritüeller ve törensel davranışları söz konu-sudur. Krala karşı herkes köledir. Çünkü Mezopotamya krallıklarının mutlak teokrasisinde birey küçümsenecek bir nicelik, ilahi iradenin bir alt ürünüdür.

Günah kavramı ilk kez Sümer dinininde ortaya çıkmıştır. İblislerin insanlar üzerin- deki iktidarlığı insanlara ahlaki ve dinsel buyrukların ihlal ettirir ya da sakıncalı bir nesneye dokundurtur. İlk günah kavramı da ana hatlarıyla belirtilmiştir, çünkü etik ya da ritüel günahları sayan Akad metinleri olan Şurpu ve Maklu’larda dilek sahibinin kendisi tarafından değil, atalarından biri tarafından işlenen günah temasının ortaya çıktığı görülür ve cinlerin sadece günah- karların kafasını karıştırdığı ve bir insan cinliyse muhakkak bir günah işlemiş olduğundandır şeklinde formülleştirilen, Asur ve Babil dinlerinin değişik biçimlerinde güçlenecek ve Yahudilik aracılığıyla tüm

Hristiyanlık tarihi boyunca sürüp gidecek olan anlayış burada belirginleşiyor.

enter Sümer Medeniyeti

Sümer’de karşımıza net bir şekilde şeytan tasviri yok-tur. İyi niyetli ve kötü niyetli tanrılar vardır. Hatta bir tanrı hem iyi hem de kötü olabilir. İnsanlar hastalandığında kesin olarak günahlarından dolayı hasta olduğu inancı vardı ve bunun çaresini de alternatif tıbbı bilen o zamanın büyücüleri tarafından tedavi edilmekteydi. Bu inanış günümüze kadar gelmiştir ve devam edecektir. Sümerlilerin yıkılması, Sami ırkı olan Akad’ı ön plana çıkarmıştır.

Akad Medeniyeti

Sargon, diktatörlüğün zirvesinde, hem tanrı hem de kraldır. Sümer’de bilinen rahip-kral anlayışının bir üst versiyonunu sahiptir. Zorba rejimler, fetih hareketleri ve dini kullanarak keyfi yöntemlere ev sahipliği yapmıştır Akad. Sümer’in varolan dualarını ve tapınaklarına sahip çıkmıştır. Her ne kadar dili Sümerce’ye benzerlik gös-termese de, ibadet dili Sümerce olarak kalmıştır. Tıpkı Hristiyanlık’ın Latincesi, İslamiyet’in Arapçası gibi.

Babil ve Asur Medeniyeti

Babil ve Asur kültürleri, yüzlerce yıl birbirlerine komşuluk yapmışlar ve birbirlerinin kültürlerinden etkilenmişlerdir. Babil, Güney Mezopotamya’da; Asur, Kuzey Mezopotamya’da var olma mücadelesi vermişlerdir. Sümer’in etkisi burada gözlenmektedir. Bunun yanı sıra bu kültürlerde gelişmekte olan Hitit ve Mısır kültürleriyle de etkileşimleri söz konusudur. “Mezopotamya bireyi ezmek için ve daha kötüsü birey kendi ezilişini doğrulasın diye Günah’ı keşfetti ve İran bireyi korkutmak için Şeytan’ı icat etti. Bizim “şeytansılaşmış” tektanrıcılığımızın yatağı hazırdı. Geriye kalan tek şey o yatağa yatmaktı,” der Messadie, kitabının son sayfasında.

Sonuç

Mezopotamya, medeniyetin beşiği olduğu kadar günahın ortaya çıkışının da merkez- inde yer alan bir medeniyettir. Kabaca milyon yıllar boyunca insanoğlu konar-göçer ve avcı-toplayıcı bir yaşam sürdür- müştür. Ancak M.Ö. 10.000’lerde Neolitik ile birlikte yerleşik hayata geçilmiş ve sorun- ların başlangıcı ilk kez bu dönemde ortaya çıkmıştır. M.Ö. 5000-4000’li yıllarda ilk site devletleri M.Ö. 3200’lerde yazının ortaya çıkışı ve devam eden süreç. Bireyi, iktidarın dize ge-tirmesi amacıyla üretilen mitoslar, korkutmak, boyun eğdir- mek ve sorgusuz sualsiz emri yerine getirtmek. Günümüzde de devam eden sürecin başlangıcı, söz de gelişmişlik göstergesi olan uygarlığın safsataları dışına çıkama- yacak denli korkutma araçlarıdır bunlar. Şeytan, insanoğlunun tarihinde var olmuş ve olacaktır. Korkularımızı, kıskançlıkları- mızı, bastırdığımız duygularımızı, bastırılan cinselliğimizi düşüncelerimize yansıtıp bundan rahatsızlık duyduğu-muz her an tüm bu rahatsızlıkları sırtına yüklemek isteyeceğimiz bir dosta ihtiyacımız var. Bu dost kötü bir dost olacak elbet, yeri gelecek elindeki işkence aletleri ile lanetlilere işkence edecek ama dost olduğunu bileceğiz; çünkü Ortaçağın karanlık zihniyeti haklı haksız ayırt etmeksizin öldürdüğü sekiz milyona yakın insanı vicdanından atabilmek için şeytani güçleri, din karşıtlığını, şeytana yakınlıklarını öne sürerek insan katlini dinsel ve hukuksal açıdan yerine getirmeyi uygun görmesinde Şeytan’ı kullandığı gibi yüzyıllar boyu Şey-tan yardımımıza koşacaktır.

Kaynakça

C. Michel, “Pazuzu”, F. Johannes (eds.), Dictionnaire de la Civilisation Mésopotamienne, Paris, 2001, D.A.Mackenzie, Babil ve Asur Mitleri, İlya İzmir Yayıne-vi, İzmir, 2011

E. Langton, Essentials of Demonology: A Study of Jew-ish and Christian Doctrine, The Epwort Press, London, 1949

G. Messadie, Şeytanın Genel Tarihi, Kabalcı Yayınevi, İstanbul, 1998

H.W.F. Saggs, Babylonians , The British Museum Press, London, 1995

J.Black -A.Grenn, Gods, Demons and Symbols of An-cient Mesopotamia, The British Museum Press, Lon-don, 1998

M.Roaf, Mezopotamya ve Eski Yakındoğu, İletişim Yayınları, İstanbul, 1996

M.Webster, Merriam-Webster’s Encyclopedia of World Religions, Merriam-Webster, 2000, 653

N. Heebel, Pazuzu: Archäologische und Philologische Studien zu Einem Altorientalischen Demon, Leyde, 2002

P. Kalensky, “Statuette İnscrite du Demon Pazuzu” 16.11.2014 tarihinde http://www.louvre.fr/en/oeu-vrenotices/statuette-demon-pazuzu-inscription adresin-den erişildi.

S.H.Hooke, Ortadoğu Mitolojisi, İmge Yayınları, Anka-ra, 2002

S.N.Kramer, Tarih Sümer’de Başlar, Kabalcı Yayınevi, İstanbul, 2002

Serkan Alpkaya

www.adimdergisi.org – Sayı – 3 – 2015

Hakkında Serkan Alpkaya

Ankara Üni. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde Ön Asya Arkeolojisi okuyor. Gençlerbirlikli. Gökçeada aşığı. Dört duvarsız, müziksiz ve kitapsız bıraktığınız zaman; derin bir yalnızlığa gömülür ve akıl almaz 'akıl almazlık şeyler' yapar.

Cevap Ver.

Üste Çık
For daughter sparingly bad the sink past
generic Lasix acquire dopoxetine