go here

Müslüman Ülkelerde ‘Müslüman Olmak’ : İdeoloji

Müslüman Ülkelerde ‘Müslüman Olmak’ : İdeoloji

go here Gönderildi.Fatih Rıfat Eymir in 3. Sayı, Adım Dergisi, Felsefe Düşünce

watch “Düşüncesini yitiren bir şey gölgesini yitirmiştir adama benzer; bu şey, kendini kaybettiği bir çılgın-lığın içine düşer”

(Jean B., Kötülüğün Şeffaflığı, Ayrıntı Yay., s.13)

İslam, Müslümanları ortak geçmişe sahip bir toplum hâline getirmiştir. Geçmişten hâle taşıyıp yeniden ürettikleri, eski zamanlarda yaşanılanların ifadesinde tezahür etme biçimidir. Bunu etken du-ruma getiren maddi olan değildir; aksine manevî eksendir. Üretilenleri aktarmak ise, kitabı vücuda getirmiştir. Çünkü kitap, bir milletten diğerine varlığını devam ettirir ve her zaman yeni olarak kalır. Okuyan, inceleyen ondan faydalanır ve eserden önce yazılan bütün eserleri kendinde barındırma özelliğini taşıyan tek maddi yapıdır. Erken dönem Müslüman aydınları bunun kıymetini iyi biliyorlardı ve bir eseri inşa etmeden önce kendinden öncekilere bakmışlardı. O zamanlar ilim tahsil etmek veya önemli âlimlerle müzâkerelerde bulunup ilmini zenginleştirmek üzere seyahâte çıkmak önemli bir gelenek hâline gelmişti. Bizim dünyamızdan (virtual world) farklı olarak gerçeğe yaslanmışlardı.

İslam dünyası günümüzde estetikleştirildi; görüntüye dönüştürüldü. Bir gösterge sanayisine dönüşmüş olması, en marjinal ya da en sıradan/müstehcen şeyin bile estetikleştirilmesini doğurmuş-tur. ‘Düşüncesini yitirmiştir’. Böylece her şey politik bir anlam kazanmış, bu ise İslam’ı dünyevî olana daha çok yaklaştırmıştır. Dilden medyaya; arzudan deliliğe kadar birçok şey politik bir anlama bürün-müştür. Müslümanın bu şekilde düşünmesi, kendi özünden onu koparmıştır. Belirsizliğin, sıkıntının ve bulanıklığın hakim olduğu Müslüman ülkelerde, insanların amaçları arasına devrim de girmiştir. Günümüzdeki adıyla söylemek gerekirse bu bir ‘ideoloji’dir, bizim kelimelerimiz arasında bulunmayan bir kavram. Çağdaş devrim, ideolojilerin devrimidir, yani belirsizliğin. Müslüman(!) devletlerin kendi doğal göndermesine karşı savaşı/devrimi, onları sivil savaşa, iç savaşa yönlendirmiştir. Kendi haklarına ve kendi topraklarına zarar veren Müslüman(!) devletler, adeletsizliği yol olarak belirlemişlerdir. “Ad-letsizlik denilen şey, başıboş arzuların hâkimiyeti altında bulunan ruhun yakanlandığı bir hastalıktır.”

Sonuç olarak, İslam asla Batı gibi olamayacaktır. Yukarıda da belirtilen ana neden, bir ideolojiye sahip olmasıdır. Bu, onu hasta birine dönüştürmüştür ve Batı’dan farklı, bir öze yöneltmiştir. Öyleyse şunu diyebiliriz, ideolojilerin sonu geldiği zaman İslam tekrar ‘düşünceye’ kavuşacaktır. Ama bu Batı için geçerli olmayacaktır. Çünkü o, kendi açtığı çukuru kendiyle dolduracaktır.

Fatih Rıfat Eymir

www.adimdergisi.org – Sayı – 3 – 2015

Hakkında Fatih Rıfat Eymir

Cevap Ver.

Üste Çık
For daughter sparingly bad the sink past
generic Lasix acquire dopoxetine