Saü’nün Gür Sesi: Prof. Dr. Emin Gürses

Saü’nün Gür Sesi: Prof. Dr. Emin Gürses

go here Emin Gürses Kimdir? Kendisini Nasıl Tanıtır?

 

Pratiğe göre yorum yaparım. Her fikri de zamanının pratiğine göre değerlendiririm. Durup dururken fikir üretilmez. Bu bir süreçtir. Yaşanan pratikler fikirleri-teorileri üretir. Öğrencilik yıllarım uzun sürdü. Eğitim Enstitüsü, Marmara Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Kuzey Londra Politeknik, Londra Üniversitesi. Tüm öğrenciliğim boyunca çalıştım. İstanbul sokakları, Londra sokakları karışlanarak sürdürülen bir öğrencilik süreci doğaldır ki fikirlerimi de etkilemiş, kişiliğimize de yansımıştır.

Marx’ın bugüne uymayan tesbitleri de vardır. Bütün düşünürleri zamanın pratiğine göre yorumlamak lazım. Marx, 1840’lı yıllarda, günde 17-18 saat çalışan işçileri 12 saatlik çalışma süresi için dayanışmaya çağırıyordu. Böyle bir şeyi bugün söylese işçi düşmanı ilan edilir. Onun için insanlar bir şey söylerler, iyi tarafını alırsın. Düşüncesinin tümüne katıldığın anlamına gelmez. Lenin Marx’ın söylediği gibi gelişmiş sanayinin gelişmiş olduğu bir toplumda devrim yapmadı, köylülüğün egemen olduğu bir toplumunda devrim yaptı. Şimdi biz Lenin’e diyebilir miyiz sen Marksist değilsin diye. Hegel devleti tanrılaştırıyordu. Bugün baktığımız zaman diyoruz ki devlet bu kadar yüceltilir mi? Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisi gibi bakıyor devlete. Ama Hegel’in döneminde bir otorite sorunu var. Hegel için kimse önemsiz diyebilir mi? Diyemez. Filozofların filozofu diyebiliriz. Ama onu o dönemin pratiğine göre değerlendirmek lazım.

 

купить Герик Можга Hocam bildiğimiz kadarıyla Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünün 1998 yılında kurucuları arasındasınız. Bu anlamda Türkiye’deki Uluslararası İlişkiler disiplini ve üniversitelerdeki durumu hakkında neler söylemek istersiniz?

Uluslararası İlişkiler eklektik bir disiplindir. Yani birçok dalı içselleştirmiştir. Felsefe var, psikoloji var siyaset bilimi var, ekonomi olmadan olmaz, tarih olmadan hiç olmaz. Sosyoloji olmadan sosyal bilim olmaz. Özellikle sosyoloji ve tarih sosyal bilimlerin temelidir. Sosyoloji toplumu inceler, tarih bu süreci kayıt altına alır. Uluslararası İlişkiler bunların hepsinden derleme bir disiplindir. O yüzden buna biz eklektik diyoruz. Türkiye’de Uluslararası İlişkiler okutuluyor, mesela bazı bölümlerde Teori dersinde sadece realizm gibi ABD merkezli dış politikanın meşrulaştırma yaklaşımı olarak ta adlandırabileceğimiz Realizme ağırlık verilirdi. Marksizm geçiştirilirdi. Şimdi zaman değişti, onlarca teori-yaklaşım ortaya çıktı.

Türkiye’de bu dal için müfredat hazırlanırken bir standart getirilmesi lazım. Dünyada bu alanda yaklaşık 100 senedir eğitim veren üniversiteler var. Önce onlara bakmamız lazım. Çünkü bunun bir pratiği ve bunun üzer-ine inşa edilmiş teorik yapılanmalar süreci var. Bunun üzerine bölgenize göre mesela, Hindistan’daysanız Asya bölgesi dersleri koyarsınız seçmeli ders olarak. Ama teorik dersleri değiştirmezsiniz. Uluslararası İlişkiler Teorisi, Dış Politika Analizi, Siyasi Tarih ve tabii Sosyoloji ve Ekonomi dersleri mutlaka olması lazım. Ama bu konuda Türkiye’de doğru dürüst yazılmış birkaç tane kitabın haricinde kitap yok. Bunlarda biraz toplama kitaplar. Uluslararası İlişkiler dalında çalışanlarda Marksizm eksik duruyor. Türkiye’de Materyalizmin bir felsefeden ziyade maddiyat olarak algılanması gibi yanlış değerlendirmeler var. Bir çok alanda kavramların yanlış anlaşılması sorunu var. Uluslararası İlişkiler disiplini alanında da akademisyenlerin aktardığı İngilizce v.s. dillerden çevrilen bir çok ifadenin Türkçe karşılığı kafa karıştıracak bir hal almıştır.

 


Marksizm’in anlatılmasını gereksiz görenler duyuyoruz öğrencilerden. Uluslararası İlişkiler diye bir dal orta-da kalmaz eğer marksizm üzerine yapılan araştırmalar olmazsa. Yerine sadece bildiğimiz diplomasi dersi kalır. Eleştirel teoriler, yapısalcı teoriler bunlar hep marksizm kökenli. Marksistler marksizm’e katkı yapmak için bunları ortaya atıyorlar. Marksizm olmadan olmaz. Nasıl ki tarihsel bir süreç içinde bakarken Hegel anlaşılmadan Marx anlaşılmaz, Marx anlaşılmadan Weber , Keynes anlaşılmaz. Bunlar hep birbirlerini takip eder. Düşünür pratik koşullara göre yeni düşünceler ortaya atar. Keynes sosyal devlet anlayışı ile batı kapitalizmine nefes aldırmıştır. Yoksa Batı Avrupa’da birçok Komunist Parti’lerin önü kesilemezdi. 1948’de Çekoslovakya’da Komunist Parti %38 oy almış ve iktidara gelmiştir. İtaya’da Komünistler çok güçlüydü. Bunlar hep Sovyetler Birliği’nin başarısından dolayıydı. İnsanlar bu başarıyı örnek alıyorlardı. Tabii batı, buna karşı sosyal devleti ortaya attı ve yeni tür liberal-sosyal demokrat partileri ortaya çıkardı.

 

http://mansion.com.tr/nuclear/kupit-ganzha-luga.html Bu anlattıklarını düzenleme konusunda bize önemli bir iş düşecek sanırım Hocam.

Yani ders anlatırken de biz daldan dala atlıyor muşuz gibi oluyor. Ama bu disiplin anlatılırken, eklektik bir dal olduğu için ders sırasında ekonomi konuşacaksın, tarih konuşacaksın, sosyoloji konuşacaksın, siyaset teorileri, piskoloji konuşacaksın. Felsefe olmadan bu dal olmaz zaten. Tüm bu bilim dallarını bir araya getirmek felsefi bir meseledir.

 

follow site Ergenekon’dan tutuklanan kişiler arasındasınız. İki sene içeride kaldınız. Bu süreç hakkında düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz? Bununla birlikte Gülen Cemaati’nin yapılanmasına karşı, Erdoğan’ın ifadesiyle paralel yapıya karşı, ulusalcıların ve eski TSK mensubunun beraber hareket ettikleri söyleniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Valla ben iki sene hapis yattım. Bedava yatmışız. Şimdi Erdoğan dedi ki beni kandırdılar. Demek ki Erdoğan’a bunları tutuklayalım diyen kişiler, şimdi Erdoğan bunlara Paralel yapı diyor. Emniyette vs. başka nereler-delerse bunlar beraber çalışmışlar. Ama ben her zaman söylüyorum bunlar cemaat falan operasyonları değil Amerikan operasyonlarıdır. Cemaatlerdeki elemanlar ayak işlerinde kullanılır çoğunlukla. Hadi bizi alırsın içeri ama Genelkurmay Başkanı’nı içeriye alacaksın, Kuvvet Komutanları’nın evlerini basacaksın. Bunlar öyle sıradan işler değil. NATO’nun, dolayısıyla Washington’un izni olmadan yapılacak işler değil. Ve Genelkurmay’ın kendi içinden izin olmadan da bunlar olmaz. İsim listeleri içeriden görülmüş. Bizim isimlerde görülmüştür ve onay verilmiştir. Araya bazı kişiler görünümü değiştirmek için serpiştirilmiş. Bunların içinde özel görevlilerde vardır mutlaka.

 

Şimdi Tayyip Bey doğru bir iş yapıyor. Ne var ortaya çıksın diyor. Beni de aldattılar diyor. Allah razı olsun biz arada yandık ayrı mesele ama zararın neresinden dönersen kardır. Eğer bu işler devam etseydi biz içeriden çıkamazdık. Ama bunların faturası var. Görüyorsunuz Türkiye’nin geldiği hali. Bütün kurumları darmadağın edersen toparlaması da zor olacak bir süreç.

 

Закладки стаф в Балашихе Peki Hocam Gülen Cemaati ve İktidar arasındaki ilişkiler sizce neden bozuldu?

 

Amerika Erdoğan’a sıkıştırma operasyonu yaptı. Ce-maat üzerinden hatta doğrudan polisler üzerinden yaptı. Dönemin başbakanı Mesut Yılmaz, gizli yapılanma emniyete kaydı diyordu 2008’de Cumhuriyet’e verdiği demecinde.

Erdoğan’ın yakınlarına kadar operasyonu genişlete-ceklerdi. Emniyet kendi başına bir Başbakan’ın yakınlarının evini basma ihtimali olabilir mi? Amerika bir plan yapmış Erdoğan’ı sıkıştırmak için. Erdoğan Suri-ye’ye askeri operasyon meselesinde ayak diretti. Yoksa Davutoğlu’na kalsa Suriye’ye çoktan girmenin önü açılırdı. Tabi Türk ordusu bu talebi dinler mi kuşkulu. Davutoğlu’nun elinde olsa sokar ama Tayyip Erdoğan olumlu bakmadı. Putin ile yakın durdu. O yüzden Erdoğan cezalandırılması gereken bir adam olarak listeye girdi. Amerika’da üç beş tane savcı, hakim, polis şefi üzerinden Erdoğan’ı sıkıştıracaktı. Normal-de bu ekip bunu yapabilir mi? Operasyonun merkezi başka yer. Onlar ayak işlerini yaptılar. Nasıl bize karşı onları kullandılar Tayyip Erdoğan’a karşı da aynısını yapacaklardı ama Tayyip Erdoğan erken davrandı. Karşılıklı kıyam var. Cemaat’in içindeki birileri Cemaat’i kullanır. Onlar gerçekten Cemaatçi midir yoksa öyle mi görünür. Onu bilmiyoruz.

 

click here Bu noktada Fethullah Gülen’i nereye koyuyorsunuz?

 

 

 

Fethullah Gülen kendi başına bir güç değildir. Türkiye’deki operasyonlar İsrail, ABD, İngiltere merkezli operasyonlardır. Cemaatlerin v.s. bunların içindekileri kullanan merkezler önemli.

 

 

 

КупитьСпайс россыпь в Лысьве Dış Politika sorularıyla devam edelim. Türkiye’nin Suriye politikası hakkındaki görüşleriniz nedir?

 

 

 

Suriye meselesinde Tayyip Erdoğan politikalarını yeniden gözden geçirmesi lazım.

 

 

 

Tekrardan görüşmeleri lazım Esad ile. Başka bir çare yok. İsrail Suriye’nin bölünmesini istiyor. Savaşın Su-riye’nin parçalanması hesapları bir ABD-İngiltere-İs-rail politikasıdır. Davutoğlu’nun bundan haberi olma-ması mümkün değildir. İsrail’in etrafındaki tek güçlü devlet Suriye idi. Diğer bütün Arap devletleri nötralize edilmiş durumda. Mısır, Camp David antlaşması ile saf dışı bırakıldı. Ayrıca her sene 1 Milyar Dolar civarında yardım alıyor ABD’den İsrail’le iyi geçin-mesi karşılığı. O şekilde bağlanmıştı Mısır. Bir tek Suriye vardı. Savaşlar kaybedilse dahi ayakta durmayı

 

 

 

 

 

başarmıştı. Suriye Lübnan’daki Hizbullah’a destek veriyordu. Hizbullah İsrail’in baş edemediği tek örgüt. Hizbullah halkın içinde örgütlenmiş. Hastanesi var, okulu var, kamu hizmetleri veriyor. İsrail baş ede-mediği için onunla BM’ye başvurdu. Suriye’de savaş başlayınca Hizbullah on binlerce savaşçısını Suriye’ye göndermek zorunda kaldı. Doğal olarak İsrail rahat-ladı.

 

 

 

Davutoğlu mülteci sayısı yüz binlere ulaşırsa BM müdahale eder diye umuyordu. Yazık şu anda 1.5 Milyon hatta 2 Milyon insan mülteci durumunda Türkiye’ye sığınmış durumda. Suriye’deki iç savaşta 300 binden fazla insan hayatını kaybetti. Esat öldürdü diyorlar. Silahları gönderen onlar, savaşı kışkırtan onlar öldüren Esat oluyor. Yarın bir gün yargılanacak-lar. Suriye BM’ye başvurmuş. MİT müsteşarının konuşmaları çıktı ortaya. Bunlar savaş suçu kapsamı-na alınabilir.

 

 

 

купить HOMER Чкаловск Bu kapsamda IŞID’ı nereye koyuyorsunuz?

 

 

 

IŞID süpürme operasyonunu üstlenmiş bir örgüttür. Amerika, İsrail, İngiltere hepsi çok memnun. IŞID İslama bakışı Müslümanlar arasında da olumsuz bir yöne soktu. Bölge ülkelerini güvenlik adı altında Washington’un kucağına itebilecek bir süreci de te-tikledi.

 

 

 

source link Sizin uzmanlık alanlarınızdan birisi etnik ayrılıkçı hareketler. İngiltere’de bulunduğunuz dönemde İRA üyeleri ile görüştüğünüzü bize aktardığınızı hatırlıyoruz. Bu tecrübeyle İktidar partisi tarafın-dan başlatılan ve şu anda devam ettirilen çözüm süreci hakkında ne düşünüyorsunuz. Son 21 Mart Nevruz kutlamalarında Abdullah follow link Öcalan follow site ’ın İmralı  follow url Cezaevinden yayınladığı mektup Diyarbakırda okundu. Gündem onun üzerinden şekillendi.

Öcalan kendini kurtarmaya çalışıyor. Devletler gizli olarak örgütlerle görüşür o ayrı bir mesele. İngiltere de aynısı yaptı. İRA silahları bıraktı. Ama İRA’ya “sana devlet kurma yetkisi vereceğim” diye bir söz verilme-di. Devlet kurmak isteyen savaşır, eğer kazanırsa kurar. Adam çıkmış 40 yıldır savaşıyoruz diyor. Hem de mil-letvekili. Bu adam Kürt bile değil. Kürtlerin başına Kürt olmayanlar bela olmuş. Kürt yoksullarını kullanmaya çalışıyorlar. Niye? Yoksul daha duygusal davranıyor. Hesap kitap yapmıyor. Bakın HDP’nin başındakilere çoğu Kürt değil. Öcalan’da hapisten çıkmak için bunları kullanıyor. Ve bu Kürt olmayanlar yoksul Kürtleri ateşe sürüyorlar.

 

İngiltere’de birisi Avam Kamarası’nda “biz 60 yıldır İngiliz Devleti’ne karşı savaşıyoruz” desin, onu o kapıdan çıkarmazlar. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey olmaz. Asya’da falan da olmaz. Apo’nun sayesinde milletvekili olmuşlar ve yoksul Kürtlerin üzerinden prim yapmaya çalışıyorlar.

 

Bazı Kürtler sanıyor ki eğer devlet kurulursa belki bize de bir şey düşer. Eğer öyle bir durum olursa Amerika, Kürtlere bırakır mı bölgeyi? Van’ı bırakmaz mesela. Ermeniler varken Kürtlere oralar bırakılmaz. Hakkari’yi bırakabilir. Ermeni diyasporası açısından tarihsel olarak bir özelliği olmadığı için.

 

source Bölgede yaşanan bu olaylarda Türkiye’nin bir ateş çemberi içinde olduğunu görüyoruz. Göreceli olarak-ta Türkiye’yi tüm bu yaşananlara rağmen sağlam bir kale olarak yorumlamak mümkün. Sizin de mesai arkadaşlarınızdan rahmetli Mahir Kaynak’ın yorum-larında da özellikle Batı Asya’da yaşanan bu olaylar da asıl hedefin Türkiye olduğu belirtiliyordu. Siz bu yoruma katılıyor musunuz?

 

Hedefin Türkiye olduğunu 2000’li yıllardan beri kendile-ri söylüyor. NATO karargahlarında kulanılan haritalar ortada. Coğrafyayı birinci dünya savaşından sonra tam kontrol edemedikleri görülüyor. Yeniden eksiklikleri tamamlama peşindeler. Bölme çabaları devam edecek demektir. Yalnız bizde değil İran’da Suriye’de Irak’ta, Arap dünyasında. Yemen’in hali şu anda ortada. İran bir taraftan müdahale ediyor, Amerika bir taraftan müdahale ediyor Suudiler adına. Şiiler mi iktidara gelecek yoksa Sünniler mi. Tüm çabalar özellikle enerji kaynaklarının kontrolüyle bağlantılı.

 

 

Как обмануть нарколога с онализом мочи Türkiye’nin Avrasyacı bir dış politika izlemesi müm-kün mü? Türkiye özellikle ikinci dünya savaşından sonra kurumsal olarak NATO, IMF, Avrupa Birliği gibi kurumlar anlamında Atlantik cephesine sık  http://aothunsukien.org/fallover/boshki-v-chehe.html sıkıya eklemlenmiş durumda. Son zamanlar Şangay İşbirliği Örgütü tartışması vardı.

 

Davutoğlu gibi kişilerle olmaz. Bunlar bu politikalarıyla, ABD’nin Ortadoğu politikalarında aracı görevi görürler ancak. Tayyip Erdoğan Putin ile Şangay İşbirliği Örgütü ile aynı şekilde İran’la yaklaştı başına sıkıntılar gelmeye başladı. Kılınç Paşa’nın da İran ve Rusya ile yakın olalım dediği için başına neler geldiğini biliyoruz. Aynı şekilde Erdoğan’a da Rusya ile ilişkileri geliştirmesinden sonra baskılar arttı. O yüzden şu andaki operasyonları Ameri-kan merkezli operasyonlar dedim. Cemaat’i aşan işler.

 

http://www.sweetcakedesign.it/stake/kupit-geroin-v-sasovo.html Hocam bazı söylediklerinizi biz kitaplarda bulamıyoruz. Bu noktada biraz özele girmek istiyorum. Size derin devletin adamı diyorlar. Nedir bu derin devlet?

Kontrol dışına çıkmış bazı kamu elemanlarının faaliyetlerine derin devlet faaliyeti diyorlar. Devlet’in temel görevi toplumdaki aşırılıkları önlemektir. Çünkü aşırılıklar kırılmalara ve çatışmalara yol açar. Bunun için her devlet açık-örtülü yapılanmalara gider. Bu faaliyetler her devlette yasalarla oluşturulur. Fakat en demokratik dediğimiz İngiltere’de devleti koruma refleksiyle yasal düzenlemelere kendi yorumlarını katarak yasa dışılığa kayıldığı ortaya çıkmıştır. Soğuk Savaş döneminde ABD’nin müttefik ülkelerde kurduğu benzer yapılanmaların bu tür yasadışılıklara çok defa bulaştıkları da ortaya çıkmıştır. Benim için söylenenler genelde kahve konuşmalarıdır.

 

купить Метадон Всеволожск Sizi etkileyen yazarlar-şairler kimlerdir?

Yunus Emre, Sabahattin Ali, Pablo Neruda, Nazım Hikmet, Bertolt Brecht, Virginia Woolf, Franz Kafka, Yakup Kadri gibi.

14 Yaşımda ilk okuduğum roman Kürk Mantolu Ma-donna idi. Karşılıksız sevginin tanımını orada öğren-dim. Yıllar sonra bir arkadaşım vardı Rize’de. Yollarda sarhoş gezerdi. Allah rahmet eylesin, vefat etti. Dedim ne oldu, ya dedi aşık oldum demezdi, sevdalandum dedi. Kime diye sordum. Birgün dağa çıktık. Karşı da birisi duruyor. Bak orda dedi. Yüzünü bile görmemiş daha. Çay topluyor orda. Ona aşık olmuş. Kürk Manto-lu Madonna’nın aşkı gibi bir şey. Sevda böyle Bir şey. Karşılıksız olur ama biraz sürünürsün tabii. Acı çekmek kötü birşey değil. Mesele ona direnebilmek, belki de pişmek. Direnemezsen de ölüp gidiyorsun zaten. O zaman acı da kalmıyor.

 

http://tbp.vn/famous/old-spays-tsena-rossiya.html Değer verdiğiniz üç aydın kimdir diye sorsak?

 

Adamlar televizyonda çıkıyor. Ben bir aydın profesörüm diyor. Böyle birşey olur mu? Hz. Ali ne diyor hakikat bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı. Bu cahiller bugün kimdir? Köydeki adam cahillik yapmaz. Onun böyle yorumları yoktur. O adam der ki mesela, arazide otlayan ineğe kaya tuzu atmak lazım ki onun farklı minerallere olan ihtiyacı karşılansın. İşte bu hakikat. Profesörlere verirsen bunu, binbir türlü tuzdan söz eder. Yok Afrika tuzu, yok Himalaya tuzu. Bir insan çıkıp ben bir aydınım diyorsa onu dikkate almayacaksın. Aydın yükseldikçe mütavazileşen kişidir.

 

Adam odasının kapısına yazmış öğrenciler çarşamba günü sadece 12 ile yarım arası gelebilir. Bunlar hep profesör ama aydın değil. Kız yurdunu okulun dışında Erkek yurdunu okulun içinde yapan bir köylü olmaz. Sosyolojide köylülük denebilir buna. Kız yurdunu dağ başında yaparsan aydın olamazsın.

 

Türkiye’de bana göre Attilâ İlhan, Dr. Hikmet Kıvılcımlı, Doğan Avcıoğlu aydındır yazdıklarıyla bıraktıklarıyla.

http://chardintours.com/scare/zakladki-skorost-a-pvp-v-topke.html Hocam içinden geçtiğimiz zaman dilimi önemli dönenceleri de barındırmakta. Bu sene Çanakkale Savaşı’nın 100. yılı yine Ermeni tehcirinin 100. yılı olduğu için Ermeniler önemli hazırlıklar yapıyorlar.

 

Bazı tarihçiler dini söylemlere ağırlık vererek yorumla-maya çalışıyorlar. Eğer bu işler bu şekilde olsaydı bizim hiçbir savaşı kaybetmemiz lazımdı. İbni Haldun’u okursanız toplumu bir arada tutmak için din’in gereklil-iğini söyleyebilirsiniz. Toplumda dinamizmi sağlamak için bir fikir olarak ne kadar önemli olduğu açıktır. Marksizm için de aynı söylenebilir. 1936’da İspanya iç savaşında, 1947 Yunanistan iç savaşında bir çok sosyalist cephede öldüler. Elbette onlar Allahu Ekber diyerek ölmediler ama kurşunlara karşı koştular. İnanç böyle bir şeydir. İttifaklar nasıl kuruldu ona bakmak lazım. Tamam Almanlar’ın işine gelmiştir oradaki direniş. Doğu cephesini açmamız da Almanlar’ın yararına olmuştur. Batı cephesinde Ruslara karşı rahatlamak anlamında. Ama Çanakkale’de İngiliz ve Fransız gemilerinin önü kesildiği için Ruslara yardım ulaşmadı. Rus çarlığı yardım alsaydı. Rusya’da devrim olmazdı. Eğer devrim olmasaydı bugün Doğu Anadolu senin olurmuydu? Büyük olasılıkla Van-Di-yarbakır hattı Ermenistan’ın olurdu.

Devrim olunca Bolşevikler Anadolu hareketine yardım etti. O Silah yardımları sayesinde sen daha güçlendin. Çanakkale’desSenin karşına Avusturalyalı, Yeni Zelendalı ve diğer askerleri çıkardılar. İstiklal Harbi döneminde hem içerideki işbirlikçileri, hemde Yunan askerlerini cepheye sürdüler. Venezellos ne diyor 1921’de? Biz diyor Yunan ordusu olarak İngilizlerin emrinde savaştık.

Bolşevik İhtilali emperyalizmin hesaplarını bozdu. Bakın Churchill ne diyor 1919’un Mayıs’ında Avam Kamerasın-daki konuşmasında, “Bolşeviklik bir hastalıktır, Bolşevik bebek beşiğinde boğulmalıdır”. Anadolu hareketinin mü-cadelesi Bolşeviklerin desteğiyle kolaylaştı.

 Benzer şekilde Kemalist harekete karşı da aynı tepki var. Londra’da. Elimizde belgeler var 1921 tarihli. Diyor ki o belgelerde ‘Kemalist milliyetçiler bizim boru hattı yap-mamızda engeldirler.’ Bakın o zaman boru hattı gündemi var. Musul’dan Akdeniz’e uzanan bir petrol boru hattı projesi. Bugün o proje tekrar gündemde. Eğer Suriye’nin kuzeyini alırlarsa yapacaklar. Bugün gelmiş Tayyip’in danışmanı Kemalistlere saldırıyor. Sen Kemalizm’in ne olduğunu bile bilmiyorsun. Kemalizm milli devlet proje-sidir. İmparatorlukların dağıldığı o dönemde milli devletler refahın arttırılması için en uygun idare biçimi olarak ortaya çıkmıştı. Tekrar söylüyorum bütün Atatürk karşıtı ve Ke-malizm karşıtı propaganda İngiliz İstihbaratı kaynaklıdır. Kimisi bunu bilerek yapar, kimisi bilmeyerek.

Спайс, JWH или курительные смеси Ermeni Meselesi’nin hocam nedir sizce aslı?

Tehcirden sonra İstiklal Harbi sürerken geri dönüş kararı çıktı. Yaklaşık 300 bin Ermeni yurttaşın döndüğü söyleni-yor. Bunların da bölgedeki suni Kürtlerin baskılarından dolayı Aleviliği seçtiği ve kimlik değiştirdiği söyleniyor. Hrant Dink soruyordu 300 bin kişi buharlaştı mı diye. İşte bunlar onlardır. Hepsi Anadolu’da yaşıyor. Bunu söyleyen eski Türk Tarih Kurumu’nun başkanı Yusuf Hallaçoğlu. Şimdi bu Ermenilerin çoğu PKK’nın içinde devlet ku-ralım diyenler. Kendilerini gizleyen Ermenilerin de çoğu Taşnakçıdır. Yoksul Kürtleri kışkırtanların içindeler. Amerika’daki, Avrupa’daki diaspora, Hrank Dink öldürünce üzülmüş gibi görünmedi. Adamlar 1.5 Milyon Ermeni öldürüldü diyor. Eğer Hrant’ın tezi doğrulansaydı diyasporanın tüm argümanları çökerdi. Doktora tezleri de, makaleleri de bunun üzerine kurulu. Ama belgeler diyor ki tüm Osmanlı toprağında toplam 1.3 Milyon Ermeni yaşamış. İngiliz belgelerinde de var bu rakamlar. Amer-ika’da, Fransa’da, Kanada’da, Suriye’de, Lübnan’da dünyanın birçok ülkesinde Ermeniler yaşıyor. Eğer o kadar Ermeni öldürülmüş olsa, bunlar nereden geldi.

http://www.qservis.com/jewelry/usole-kupit-krek.html Ermeni Meseleleri nedeniyle yapılan baskılara karşı Türkiye nasıl bir tavır almalı?

Devlet ciddi olursa hiçbir şey olmaz. Bak İran nasıl yaptı. İran’a karşı o kadar baskı yaptılar. Ona karşı PJAK’ı kullandılar. İran dayattı. PJAK en sonunda silah bırakmak zorunda kaldı.

 

купить Номер 1 Маркс Önümüzdeki diğer bir dönence Cumhuriyetin 100. yılı Sizce Türkiye’nin dış politikasının temel taşları gelecek yıllarda nasıl olmalıdır?

Temkinli dış politika izlemek lazım . Maceracı dış politika çevre ülkeler açısından önemli sorunlar yaratır. Merkezi ülkelerin sıkça görülen yayılmacı dış politika uygulama-larının rüzgarına kapılmamak lazımdır.

Söyleşi: Polina Cengiz – Eser Alpkaya – Mart 2015

 

Hakkında Adım Dergisi

Cevap Ver.

Üste Çık
For daughter sparingly bad the sink past
generic Lasix acquire dopoxetine