http://www.stolitsa-95.ru/ass/wiricuwe.html

Ülkemizde İktidar Çatışması: Kanunsuzluk Silsilesi

Ülkemizde İktidar Çatışması: Kanunsuzluk Silsilesi

Купить закладки кристалы в Певеке Gönderildi.eseralp in 3. Sayı, Adım Dergisi, Yorum & Görüş

go site Geçmişten günümüze süregelen iktidar çatışması kültürünü üstümüzden atamamakla birlikte şiddetini arttırarak devam etmektedir. Eski Türk toplumlarında iktidar için kardeşin kardeşi öldürmesi, babanın oğulu öldürmesi,halk meclislerinin padişaha karşı ayaklan-ması ve en önemlisi Cumhuriyetimizin başlangıcından iti-baren iktidarda olan partilerin kendilerine tehdit gördükleri par-tileri kapatmalarıdır. İçinde bulunduğu-muz durum ülkemizi hem ekonomik hem de yaşamsal olarak negatif etkilerken halkımızı da bir çatışma ortamına sürüklemektedir. Bunun nedeni ise modern ülkelerin “yönetme gücü” olarak tanımladığı “İktidar” kavramının günümüz Türki-ye’sinde “Orantısız güç ve para” olarak tanımlanmasıdır.Ülkemizde yaşanan bu durum karşısında Julius Sezar şu sözünü söylemeden geçemeyeceğim “Kanuna karşı geleceksen bunu iktidarı elde etmek için yap,diğer tüm hallerde ka-nuna uy.”.Evet, bu söz tamda ülkemizde yaşanan iktidar çatışmasını özetlemekte.Politikacılarımız iktidarı elde edebilmek için yapacakları hertürlü hukuk dışı söylem ve icraatları mübah görür hale geldiler.Her geçen gün siyasilerimizin iktidar için yaptıkları söylemler her an için anayasamızı ayaklar altına almakta ve bu yüzden halkımızın hatrı sayılır kısmının anayasaya karşı güveni kalmamıştır.Çünkü siyasilerimizin yaptığı hukuk dışı söylemlere karşı yasaların işleme-mesi ülkede oluşabilecek suçların önüne geçile-meyeceği kaygısını oluşturmuştur.

enter see url Kanunsuzluğu ve adaletsizliği ilke edinmek…

see url Bu denli bir anlayışın halk tarafından tep-ki toplayacağı net bir şekilde ortadadır.Tepki karşısında ise politi-kacılar ya geri adım atmak zorunda kalırlar yada ülkede bir çatışma ortamı yaratırlar. Genel olarak ikinci tercihi seçen politikacılar çatışma ortamını lehlerine kullanarak ülkede kaos yaratıp halkı tepkisizleştirirler. Maurice Duverger’in de söylediği gibi “Hukukun kuvvetinin azaldığı yerde,kuvvetlinin hukuku geçerli olmaya başlar.”Cumhuriyet tarihimiz boyunca bu tarz gelişmelerin olmasını çeşitli neden-lere yoran düşünürler var. Örneklendirmek gerekirse

Batılılaşma veya Para odaklı dünya politikalarını verebiliriz.Lakin cumhuriyet öncesine baktığımızda medeniyet tarihimiz boyunca kanun ve adalet her an için yöneticiden üstün konumdaydı bu duruma karşılık iyi örnekleri görmememiz imkansız. Bu örneklerden birini belirtmek geçmişimizi ve bugünümüzü anlama-mıza yardımcı olacağını düşünüyorum. Fatih Sultan Mehmet Han zamanında, yapılacak bir camii inşaatı için bir yerde uygun görülen araziyi satın almak ister fakat arazi sahibi olan Yahudi vatandaş araziyi sat-mak istemez bunun üzerine arazi zorla istimlak edilir. Fatih Sultan Mehmet fermanı mühürleyerek istimlak kararını tasdikler. Bu olay üzerine istimlak kararını kendine yediremeyen Yahudi, kadıya giderek koca padişahı şikayet eder. Kadı, padişahı huzuruna çıkarır. Her iki tarafı da dinledikten sonra, kadı kararını açıklar;

‘’Padişahın mühür vurduğu sağ eli kesilecek’’

Fatih Sultan Mehmet karara tepkisiz kalıp bir tek cüm-lesine bile karşı gelmemiştir.

Bu karar üzerine, yahudi yahu koskoca padişahın elini kesecekler ve bunu sadece benim arazim istim-lak edildi diye yapacaklar diye düşünerek kararından vazgeçer. Kadı Fatih Sultan Mehmet’e dönerek eğer padişahlığına güvenipte benim verdiğim karara karşı gelseydin şu gördüğün topuzla senin kafanı ezer seni oracıkta öldürürdüm der. Kadının bu cümlelerine istinaden Büyük Hakan Fatih’te eğer ki sende benim padişahlığıma aldanıp farklı bir karar verseydin bende senin kafanı kılıcımla koparırdım der.

Yahudiye gelince;

Bu adalet sistemine ve bu kadar insanlığa yüreği ne kadar haz etmiştir ki o karar verildikten sonra şikayetini geri alir.

İnsan; böyle bir adalet sisteminden nasıl gurur duy-maz. Burada Fatih’in padişahlık taslamayarak mahkeme (kadı) kararına saygı duyması kadar, Kadı efendinin güçlünün değil haklının yanında yer alması da ayrı bir asalet ve hakkaniyet timsalidir. Milletimizin tekrar böyle bir adalet duygusu ile diriliş ve yükseliş hamlesine gark eylemesini ve dünyaya nizam salmasını temenni ediyorum.

Geçmişten başlayarak ülkedeki seçim koşullarını,ikti-dar çatışmalarını ve oluşturular kanunsuzluk silsilesini açıklamaya çalıştım.Bununla birlikte şu kanıya vardım seçimlerin sonucu ne olursa olsun o süreç içinde halkımız yıpratılıyor.Yine entrikaların ve oyunların baş gösterdiği ,halkımızın günden güne iktidar mücedelesi için ağır kayıplar verdiği bir seçim sürecine girdik. Seçim süreci daraldıkça artniyetli küçük düşünen insanlar,fitne ve fesatlığa daha çok yoğunlaşarak kendi çıkar ve siyasi düşüncelerini toplum arasında tartışmaya açarak,kendilerine rakip gördükleri siya-setçilere ve kendi görüşüne sahip olmayan insanlara sözle veya fiziki olarak saldırarak kendi emellerine alet edip taraftar toplamaya çalışmaktadırlar.Bu durumun örnekleri maalesef ki üniversitelerimizde baş göster-meye başladı.Ege Üniversitesinde oluşturulan çatış-ma ortamında Fırat Yılmaz Çakıroğlu kardeşimizin öldürülmesi bizim için vahim ve üzücü bir olay iken bir can üzerinden politik çıkar güden siyasiler o gün-den bu yana ellerini kovuşturup üniversitelerde oluşan kaos ortamından nasıl karlı çıkacağının hesabını yapmaktadırlar.

Bir daha bu tarz vahim olayların yaşanmamasını ve insan canı üzerinden politika yürütülmemesini dilerim.

Mehmet Ali Meçu

Hakkında eseralp

Cevap Ver.

Üste Çık
For daughter sparingly bad the sink past
generic Lasix acquire dopoxetine