http://ecovata33.ru/sharre/plan-prohozhdeniya-uchebnoy-programmi.html

Yüzleşme İslamafobi

Yüzleşme İslamafobi

http://www.mazoutsap.be/disqus/nauchno-lingvisticheskie-metodi-issledovaniya.html научно лингвистические методы исследования Gönderildi.Aysegül Öztürk in 3. Sayı, Adım Dergisi, Yorum & Görüş

http://yrokibolezni.ru/projects/skachat-dyunu-2000-cherez-torrent.html Bugün Avrupa’da yükselen islamofobi seslerinin son yıllarda gelişen olaylar yada sadece 11 Eylül algısının bir yansıması olduğunu söylemek yeterli bir okuma olmayacaktır. Buna dayanarak İslam ve Batı medeniyetlerinin yüzleşme ve ilk etkileşimlerini bilmek, farklılıkların benzerliklerin temeline inmek, meselenin değerlendirilmesinde hatta meselenin ne olduğunu anlamamızda bize yardımcı olacaktır.

Bu sebeple tarihin eski sayfalarına, İslam ve Batının hangi koşullar altında ve nasıl karşılaştığına bir göz atmış olalım. Doğu ve Batı Avrupa’nın İslam’la karşılaşmaları farklı zamanlarda olmuştur. Batı Avrupa kilisesi 8. Yüzyılın başlarına kadar İslam’ın farkına varmamış, İslam medeniyeti ile herhangi bir etkileşime girmemiştir. Ta ki Emevi hüküm-darlığı dönemindeki fetih hareketlerine kadar…

Bugün Akdeniz ile Atlas okyanusunu birleştiren Ce-belitarık Boğazı’na da adını vermiş olan General Tarık Bin Ziyad’ın 711 yılında İspanya’yı ele geçirmesiyle batı için yeni bir tehdit algısı oluştu. 714 yılında Müslüman orduları Narbonne’u ele geçirip, Tours şehrine uzan-mıştı. Artık Paris’e sadece 200 kilometre kadar uzaktalardı. Ancak 732’de Charles Martel komutasındaki Frank ordusu tarafından yenilgiye uğratıldı. Bu askeri mücadelelerin önemi ise toprak alışverişinden ziyade tarihte yeni bir sayfa açmış olmasıydı. Böylece tarihte ilk kez Batı-İslam karşılaşması yaşanmış oldu.

Tours mücadelesi sonrası Müslüman orduları Fran-sa’daki baskınları Provence şehriyle sınırlı tuttu. Roma İmparatorluğu’nun kurucusu kabul edilen Frank kralı Şarlman (Charlemange) Abbasi İmparatoru Harun El Reşid’e bir fil göndermiş ve diplomasi kapılarını aralamıştır.

Emevi halifeliği’nin başkenti Kordoba’da Hristiyan halk, uzun bir süre Müslüman kuralları altında yaşadılar. Hristiyan dünyanın diğer parçasından izole edilmiş haldeydiler. Bir rahip ‘’Eulogius’’ ve bir düşünür ‘’Paul
Alvarus’’ İslamı antichrist yani deccalın gelmesi olarak yorumlayıp bu görüşün öncüsü oldular. Ardından Hz.Muhammed’e doğrudan hakaretler ve Müslüman yetkilileri Hristiyanlığa çağırılar başladı. 850-860 yılları arasında 50 kadar Hristiyan idam edildi. Batıdaki ilk kapsamlı ve tutarlı İslam görüşü böylece akıllarda yer edinmiş oldu.

İslam üzerindeki olumsuz yargının bir diğer basamağı Fransa’da 1095 yılında Papa Urban II tarafından verilen ve Hristiyanları İslam’a karşı birleşmeye davet eden vaaz ile inşa edildi. Yaklaşık 60.000 kişiden oluşan 5 haçlı ordusu 1099’da Kudüs’e kadar ilerledi. Tarihçi Raymond D’Aguilers seferde bulunmuş bir görgü tanığı olarak yaklaşık 40.000 Müslümanın iki gecede katledildiğini yazmıştır.

Diğer taraftan Haçlılar için asıl felaket 1187’de Selahad-din Eyyubi komutasında Hıttin’de gerçekleşen savaşta 17.000 Hristiyan’ın ölümüyle yaşanmıştır. Modern batıda haçlı ordusunun iyi bir amaç için kendini feda eden kahramanlar olarak görülmesi fikri, bugün de hala geçerliliğini korumaktadır.
15. yüzyıla gelindiğinde ise güçler dengesi değişmiş ve 1482 yılı İspanya’daki son Müslüman devletin de bölgeden çekilmesine sahne olmuştur. 1546’da Martin Luther ‘’Hristi-yanlık İslam tarafından yutulacak.’’, 1564’te ise John Calvin ‘’Türkler Muhammed’i Tanrı’nın oğlu yerine koyuyor, bu sapkınlık yüzünden idam edilmeyi hak ediyorlar.’’ demişlerdir. Bu gibi söylemler toplumsal bir bilinç oluşturmada etkili olan ve algıları yönlendirmede kullanılabilecek güçlü silahlardır.

Kısa bir orta çağ turundan sonra günümüze dönmek ve bu temeller doğrultusunda batıdaki İslam algısının nasıl olduğuna değinmek gerekirse durumun çok da farklı olmadığını görüyoruz. Özellikle 11 Eylül İkiz Kule saldırılarından sonra Amerikan başkanı Bush’un konuşmasında, terörizme karşı bir haçlı seferi benzetmesi İslam’a karşı olumsuz fikirleri bir kez daha canlandırmıştır. Ayrıca İslam ülkelerindeki olumsuzlukların propagandasının batı medyası tarafından etkili bir şekilde servis edilmesi de oluşturulan imaj üzerinde etkili olmuştur. Bu noktada bir de karşı pencereden bakmak gerekir. İslam ülkelerinde-ki iç savaşlar, eğitimsizlik, fakirlik ve son yıllardaki şiddet eylemleri de bu imajın temelini oluşturmakta. Ancak bu eksikliklerin kaynağının din olmadığını anlatmak ve bu eksiklikleri gidermek yine bu ülkelere düşmektedir. Diğer yandan bu imajın oluşturulmasında bireylerin rolünün çok büyük olduğunu düşünüyorum. İslam’ı merak eden gerçek-ten de medyada görüldüğü gibi mi olduğunu sorgulayan birçok insan var. Saldırgan bir şekilde inançlarını savunmak ya da başka inançları küçümsemek, haklı olarak olumsuz düşünceleri destekleyecektir. Bunun yanında Türkiye, köklü olmasa da demokrasi sahibi bir ülke olarak diğer Müslüman ülkelerinden farklı bir konumda görülüyor. Bu nedenle Türkiye’nin İslam ile demokrasinin yan yana olamayacağı fikrini değiştirebilmesi de oldukça önem taşımaktadır.

Ayşegül Öztürk
www.adimdergisi.org – Sayı – 3 – 2015

Hakkında Aysegül Öztürk

Cevap Ver.

Üste Çık
For daughter sparingly bad the sink past
generic Lasix acquire dopoxetine