Ufkun ötesine notlar I: Küçük Şeyler ve CHP Kurultayları

Siyaset erdemdir, Siyasetçi bu yolda yürüyen kişi ve siyasi partiler erdemliler topluluğu.

Yönetim sanatının bu kıymetli aracı ülkemizde ne yazık ki kasaba politikacısı ağzıyla yürütülmekte. Anadolu’nun adı bilinmeyen küçük yerleşim yerlerinde siyasi faaliyet yürütenler bu anlamda şehirdeki politikacılardan çok daha bilinçli. Ağzından çıkan sözün tesirinin farkında. Ufkun ötesini göremeyen politikacılar iktidar-muhalefet fark etmeksizin,  niyeyse sürekli bir kriz ortamında ülkeyi yönetmeye çok meraklı. Aslında niyesini bulmak için siyaset bilimci olmaya gerek yok.  Safları sıklaştırmanın en kolay yolu bu. Bir tarafta milli beka politikası adı altında ülkeyi sürdürülebilir bir kriz ortamında yönetmeye çalışan iktidar, diğer tarafta yıllardır her kritik eşikte, özellikle seçim öncesinde CHP öncülüğünde yapılan bu son şans, karanlıktan önceki son ışık edebiyatı. Yakın tarih bize gösteriyor ki, yaşanan her önemli olaydan sonra ‘kartlar yeniden karılıyor’.  Önümüzdeki süreçte de aynı şekilde olacak. Politikacıların anlamadığı bir gün gerçekten halkı harekete geçirmek için bu dile ihtiyaç olduğunda kelimelerin fazlasıyla kirletilmiş olacağı… Ergenekon Davaları, 12 Eylül Referandumu, 17-25 Aralık Operasyonları, 15 Temmuz Darbe Girişimi, 16 Nisan Yönetim Sistemi Değişikliği ve son olarak TSK’nın devam eden sınır ötesi operasyonları. Hepsi şüphesiz hepimiz için sancılı dönemeçlerdi ve hala öyle. Ancak köklü devlet geleneğimiz hepsinin üstesinden gelmeye muktedir.

İlk katıldığım CHP Kurultayında gözüme çarpan küçük şeyler: öncelikle gereksiz bir düzensizliğin hakim oluşu. Bunun nedeni CHP’nin yine zoru göze alıp Türkiye’de Ana Muhalefet olarak bir yeniliğe öncülük etmesi.

Hala millet demokrasiye (halkın, halk tarafından ve halk için yönetilmesi büyük ülküsüne)  hazır değil diyen kesimlere aldırış etmeden, ağır aksak da olsa uygulamaya çalıştığı parti içi demokrasi, Kurultayı bir demokrasi şenliği havasına çevirmiş gibi görünüyor. Her ne kadar tabanda dile getirildiği gibi parayı verenin düdüğü çaldığı, liyakatin çoğunlukla (ülkenin genelinde olduğu gibi) bir köşeye atılıp, eş dost hemşericiliğin ve adam kayırmacılığın tavan yaptığı bir şenlik olsa da.

Bu can alıcı noktanın ötesinde şenliğin düzgün koordine edilmemesi gereksiz düzensizliğin de nedeni. Gereksiz düzensizlik sadece  milyarlar harcanarak bir günlük tanıtım afiş ve pankartların verdiği göz kirliliği ile kalmıyor, tribünlerin dışında koridorlarda ve zemin katta her köşede biriken çöplerle farklı bir boyut kazanıyor. Adama sormazlar mı; sen daha burayı iki gün boyunca düzenli tutamıyorsun, iktidara nasıl talip olmayı planlıyorsun? Akılcı planlanmış bir strateji ile hazırladığın bir yol haritan var mı? Veyahut kervan yolda mı düzülür diyorsun? Bu da bir yöntem ama daha fazla kabiliyet ve inanç gerektiriyor.

Gerçi tanıştığım birçok kişinin söylediği ve kürsüden Muharrem İnce’nin de ifade ettiği gibi CHP’nin mutlu bir azınlık tarafından ülkenin kalburüstü bölgelerini elinde tutmayla yetindiği ve %25 bandındaki halinden gayet memnun olduğu konusu üzerine daha fazla kafa yormak lazım, aksi halde ‘Türkiye’nin Birleştirici Gücü’ olma sloganı iddiasını yitiriyor.

Ulu Çınar’ın altında yürüyüşe devam…

 

Eser Alpkaya

Hakkında Eser Alpkaya

Cevapla