Следственный комитет Братска на карте

Kadim Beş Deniz HavzasıImageImage ve ‘Ortadoğu’ Algısı : Giriş

Kadim Beş Deniz HavzasıImageImage ve ‘Ortadoğu’ Algısı : Giriş

купить Кристаллы Норильск Gönderildi.Eser Alpkaya in 4. Sayı, Adım Dergisi, Beş Deniz Bölgesi, Dünya, Ortadoğu

http://frontrow-image.com/wary/spays-v-oboyan.html кама трейд татарстан набережные челны Bizi biz yapan bu coğrafyanın tarihinden miras sorunlar siyasi yol haritamızı belirlemekte. Ayrımlar ayrımları doğurmuş. İnsanlar tarih içerisinde önce dünyayı doğu batı diye ayırma gereksinimi duymuş. Yine kendi merkezinde dünyanın döndüğünü düşünen insan, bulunduğu mevkiden aynı İngilizlerin yaptığı gibi Uzak doğu, Ortadoğu, Yakındoğu gibi tanımlamalar ile kendi çıkarlarını ve görüşlerini yerleştirmeye çalışmış.

Скорость a-PVP в Пикалёвом see url Bu durumun sadece İngilizler ya da Batı hegemonyası ile alakalı olduğunu söylemek yanlış, tek taraflı bir saptama olacaktır. Tarih içerisinde birçok devlet coğrafi tanımlamalarda kendisini merkeze alan ifadeler kullanmıştır. Mesela eski Çinliler, kendi ülkelerini dünyanın ortasında yer alan ülke anlamında “Merkezdeki Çiçek” olarak kullanmışlardır. Aynı şekilde ilk çağ Ege uygarlıklarında, Ocean isimli büyük nehirle çevrili dünya Ege merkezliydi. Orta çağ İslam coğrafyacılarının dünya haritalarında ise Mezopotamya ve Arap yarım adası bulunmak-taydı. Yani doğal olarak kendilerini dünyanın merkezine yerleştirmişlerdi. Ancak Ortadoğu kavramının yukarıda değindiğimiz coğrafi tanımlamalardan farkı, üzerine siyasi anlamlarında yüklenmiş olmasıdır.

Купить аккаунты вк  

Закладки методон в Фролове  

http://www.pishrorayanehshomal.com/exploit/kupit-zakladki-gashish-v-onege.html http://www.sukhmaya.com/junk/kupit-amfa-liskovo.html Peki Ortadoğu tam olarak nasıl şekillendi? Ortadoğulular kimler?

source  

‘Ortadoğu’yu anlamak için öncelikle ‘onun’ nasıl bugüne ulaştığını anlamamız gerek. Bu kapsamda Ortadoğu kavramının özünde Oryantalist bir bakış açısının yat-tığını söylememiz doğru bir başlangıç olacaktır. Ortadoğu’nun neresi olduğu sorusuna medeniyetler tarihi kapsamından farklı zaman dilimlerinde hüküm sürmüş medeniyetlere, sonrasında ana hatlarıyla bugünkü kimliğini şekillendiren İslam Medeniyeti’nin ortaya çıkışına ya da Türklerin Osmanlı Devleti ile birlikte son olarak bölgede hüküm sürmelerine kadar götürmek mümkün. Ancak burada bu çalışmanın da temelini teşkil edecek Beş Deniz Bölgesi’ni günümüze kadar devam edecek varoluşsal bir bunalımı kabul etmiş olması ve benimsemesi nedeniyle bu konunun altını çizmek için kullanılmıştır. Çünkü kadim bir söz der ki: İsim kaderdir. Bir kişinin kaderini belirleyebileceği gibi bir toplumun, bir coğrafyanın da kaderini belirleyebilir. Bu yüzden iktidar mücadelesinde ve yönetim sanatında söylemler, isimler, tanımlar toplumların ve devletlerin kendi benliklerine dair önemli yapı taşlarıdır.

 

купить МЕФ Зеленогорск Ortadoğu’nun coğrafi bir bölge olarak ortaya çıkışı ve Şarkiyatçılık

Ortadoğu’nun bir coğrafi bölge olarak ortaya çıkışı Avrupa’nın bir güç merkezi haline gelmesi ve Osmanlı’nın hakimiyeti altındaki toprakları kaybetmeye başlaması ile eş zamanlı gelişmiştir. Dünyaya kardeşlik, eşitlik ve özgürlük müjdeleyen Fransız devriminden dokuz sene sonra Napolyon’un liderliğinde Fransızlar, Mısır’ı 1798 yılında gelen işgal hareketi ile kontrol altına almaya çalıştılar. Bu şekilde Napolyon Britanya’nın sömürgelerine giden Doğu Akdeniz yolunu kesmeyi planlıyordu.

 

Gençlik yıllarında Şarkiyatçılık okumaları yapan Napoly-on, işgalini geniş bir araştırmacı-bilim adamı eşliğinde yapmış ve ardından demografiden, coğrafyaya, zoolo-jiden botaniğe, siyasetten tarihe, dinden arkeolojiye bir çok açıdan kapsamlı bir araştırmanın ürünü olarak De-scription D’Egypte’i bırakmıştır.Bu şekilde Şarkiyatçılık ünlü İngiliz siyasetçi Benjamin Disraili’nin söylemiyle tam anlamıyla bir meslek haline gelecektir.

 

Diğer taraftan konunun başlangıcını daha gerilere götüre-rek, Haçlı Seferleri ile ‘Batı’nın – ‘Doğu’ ile özellikle İslam coğrafyası ile bin yıl önce tanıştığını söyleyebiliriz. Bu şekilde Doğu’yu ve son olarak Ortadoğu’yu sürekli yeniden üretmeye başladığını söylememiz de mümkün. Edward Said’in önemli eseri Şarkiyatçılık’ta değindiği, Avrupa’nın öncelikle özel bir ilgi ve heyecan ile ‘Doğu’yu tanımaya çalıştığını, ondaki cevhere sahip olmayı arzuladığını daha sonrasında ise ona egemen olup, onu geri kalmış ve yönetilmeye mecbur, kendini temsil edemeyen bir durumda olduğunu kanıtlamaya çalıştığı savı, bir söylem olarak Ortadoğu’nun arka planında yatan temel fikri anlamamız için önemlidir. ‘Batı’ bu şekilde kendi zıddını sürekli yeniden yaratarak kendi varlığını kanıtlamaya çalışacak ve onun karşısında kendi özelliklerini netleştirecektir. Günümüzde bu durum batılı değerler olarak sunulan, insan hakları, serbest piyasa ekonomisi, demokratik yönetim sistemi, kadın – erkek eşitliği gibi manevi değerler yanında kendi hegemonyasını da tescilleyen teknolojik ve askeri üstünlüğü, bilimsel faaliyetlerdeki öncülüğü gibi sıralanabilecek maddi gücünü de ifade etmek için kullanılmaktadır.

 

go to link Ortadoğu Kavramının Kökeni

Ortadoğu tıpkı Şark, Yakındoğu ya da daha önce bölge için kullanılan Levant gibi batılı bir kavramdır. Kavramın öncülü Fransızların Osmanlı Devleti’nin toprakları için kullandığı “Yakın Doğu” tabiridir. Bu kavram 20. yüzyıl başlarına kadar sık sık kullanılmıştır. Daha sonrasın-da ise İngiltere’nin 19. yüzyıldan itibaren Hindistan ve Çin’in zenginliklerine yayılması da “Uzak Doğu” kavramının kullanılmasına neden olmuştur. Bu iki kavramın yerleşmesi ilerleyen zamanlarda özellikle kara elmas petrolün de keşfiyle birlikte, şu anda Geleneksel Ortadoğu olarak bilinen, Doğu Akdeniz, Mezopotamya ve Hicaz’ı kapsayan bölgeye İngilizlerin öncülüğünde Ortadoğu denmeye başlanmıştır. Her ne kadar bazı kaynaklar Ortadoğu kavramının ilk olarak İkinci Dünya Savaşı sonrası İngiltere tarafından Mısır’daki askeri birliklerin Ortadoğu Komutanlığı olarak adlandırılmasıyla kullanılmaya başladığını aktarsa da,günümüzde bunun doğru olmadığı, kavramın tarihinin 20.yüzyılın başlarına kadar gittiği görülmektedir. Ortadoğu (Middle East) kelimesi ilk olarak Eylül 1902’de Londra’da yayınlanmakta olan National Review’da görülmüştür. Sedat Laçiner’in konuyla alakalı olarak “Ortadoğu diye bir yer var mı? Ortadoğu nasıl inşa edildi?” başlıklı yazısında kelimeyi ilk olarak kullanan kişinin Amerikalı bir deniz subayı ve öğretim üyesi olan Alfred Thayer Mahan (1840 – 1914) olduğunu belirtir. Britanya İmparatorluğu’da deniz gücü üzerine uzman olan Mahan, Pers (Basra) Körfezi ve Uluslararası İlişkiler başlıklı National Review’de yayınlanan makalesinde Hindistan ve Uzak Doğu’nun güvenliğini temin etmesi gereken Britanya’nın bu bölgelere giden yolu da güvenli tutması gerektiğinden bahseder, bunun da Basra Körfezi’nin güvenli olmasından geçtiğinin altını çizer. Rusların Hindistan’a ve  Pasifik’e çok yaklaştıklarını belirten Mahan Basra Körfezini, Süveyş Kanalı’ndan sonra Hindistan’a geçişte önemli atlama taşı görür. Mahan bu bakış açısıyla Basra Körfezi ve çevresini ‘Ortadoğu’ bölgesi olarak tanımlamaktadır. Mahan’ın bu makalesinde ortaya at-tığı Ortadoğu kavramı yoğun bir ilgi görmüş, makalesi önce The Times dergisinde yeniden basılmış ardından bu kavramı kullanarak da Iganitius Valentine Chirol’un(1852– 1929) ‘Ortadoğu Sorunu’ adlı makalesi yayınlanmıştır. Chirol’un Ortadoğu tanımı, Mahan’a göre daha genişletilmiş sadece Basra Körfezi’ni değil, Hindistan’a giden hattaki tüm toprakları, Irak, Doğu Arabistan, Afganistan, Tibet ve Asya’nın diğer bölgelerini de kapsıyordu. Chirol ayrıca Anadolu ve Balkanlar’ı ‘Yakın Doğu’(Near East) olarak tanımlamıştı.Birinci Dünya Savaşı ile birlikte başta İngiltere ve Fransa olmak üzere bölge üzerindeki hedeflerini hayata geçirmek üzere daha sonra da detaylı değineceğimiz masa başında çizilmiş haritalarla manda rejimi altındaki ülkelerinin sınırları belirlenecek, bu kapsamda yeni Irak ve Ürdün gibi suni devletler meydana getirilecektir. Yine İngiltere önderliğinde Kudüs merkezli bir Yahudi Devleti kurma projesi kapsamında Filistin topraklarına Yahudiler 20. yüzyılın başında planlı bir şekilde göç ettirilecek ve günümüzde bölgedeki en çetrefilli sorunlarından birinin meydana gelmesine öncülük edilecektir.  Tam olarak ‘modern’ tabir edilen Ortadoğu’ya ulaşabilmemiz büyük ölçüde Soğuk Savaş döneminde özellikle Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin ekonomik çıkarları doğrultusunda ve Sovyetler Birliği’ne karşı çevreleme politikası kapsamında olacaktır. Bu süreçte Ortadoğu kavramı başta Anglo-Saksonlar tarafından olmak üzere hem kurumsallaşacak hem de bölgeyi tanımlamak için kullanılan akademik bir kavram olarak da popülerleşecektir. İşin ilginç ve ironik tarafı Araplar tarafından da bu kavramın kabullenilmesidir.  Batıdaki üniversitelerin önemli bir kısmında MiddleEast veya Near East Center adında araştırma merkezleri faaliyet yürütmektedir. Bölgesel uzmanlaşmanın artış gösterdiği İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bu merkezlerde bölge ülkeleriyle ilgili sosyal, siyasal, ekonomik,tarihi, kültürel, stratejik, coğrafi ve daha birçok konuda incelemeler yapılmaktadır. Bu araştırma merkezlerinde inceleme kapsamına alınan ülkelerin farklılık gösterme-si dikkat çekmektedir. Mesela kimisi Sudan, Libya gibi Kuzey Afrika ülkelerini ya da Azerbaycan, Kafkasya gibieski Sovyet ülkeleri Ortadoğu ismi altından tanımlamak-tadır.  Özet olarak tüm yaşanan bu süreçte ve yürütülen bu faaliyetlerde Ortadoğu olarak adlandırılan coğrafya, İslam dini ile sembolize edilen geri kalmışlık, cehalet, terör,fundamentalizm, otoriter rejimler, kendi kendini idareedemeyiş, savaş ve  dış müdahaleler,etnik ve dini-mezhepsel gibi baş edilmesi zor sorunlar ile beraber anılmak mecburiyetinde kalmıştır.      source url Beş Deniz Bölgesi ve Batı Asya     Ortadoğu’nun bir bölge olarak ve kavramsal olarak nasıl oluşturulduğuna yukarıda kısaca bahsetmeye çalıştık.Özellikle Ortadoğu tanımının literatüre nasıl girdiğine bölge üzerinde yapılan çoğu çalışmada yer verilmiştir.Tanımın ne kadar muallakta olduğu ve batı merkezli bir anlayışı ifade ettiği de bu tarzdaki çalışmalarda ifade edilse dahi yerine farklı öneri getirme yönünde bir adım atılmamıştır. Bu kapsamda bu çalışmada bölgenin nasıl daha sağlıklı tanımlanması gerektiği sorusu üzerine durul-muştur.  Bu konuda Prof. Dr. Oral Sander’in Anka’nın Yükselişi ve Düşüşü kitabının girişinde Ortadoğu yerine yaptığı şu önerinin üzerinde durulması gerektiğini düşünüyorum:

“Göçebe Türklerin Müslüman dünya ile temasa geçtikleri yerlere “Ortadoğu” bölgesi denmesi hem bizim ve hem de bölgenin öteki devletleri açısından bir takım sorular ortaya çıkarmaktadır. “Ortadoğu” terimi  çok yakın zamanlarda özellikle askeri nitelikli kullanıl-  maya başlamıştır. Bu terim bölgenin ulusal sınırlarının,  özellikle Avrupalılar tarafından belirlenmesinde yararlı  sayılabilirse de, tarihi bakımdan önem taşıyan kültürel ve  coğrafi bölüntülere ters düşmekte, çeşitli karışıklıklara  yol açarak, bölge devletlerinin kimilerinde yine Batılı  bir kavramla “kimlik bunalımı” yaratmaktadır. .. Bu karışıklığı fark eden kimi bilim adamları yeni terimler arayıp bulmuşlarsa da, bu güne kadar hiç biri “Ortadoğu” kadar tutunamamıştır. Bunlardan bazıları şunlardır: “Beş Deniz Bölgesi”, “Doğu Akdeniz”, “Merkezi Bölge”, vs.  Bunların ve sayılamayan başkalarının tartışılabilecek  yönleri varsa da aralarında “Beş Deniz Bölgesi” ilgi  çekici ve belki de “romantik” bulunulabilir. Yörenin  ortasındaki yaylayı ve çöl alanlarını saatin ters yönünde  çeviren beş deniz, Hazar Denizi, Karadeniz, Akdeniz,  Kızıldeniz ve Basra Denizi olsa gerek. Yeryüzünün ilk  uygarlıklarının doğduğu Mezopotamya ve Anadolu Bölgelerini kucaklayıp kuşatan bu denizlerin sınırladığı alan, tarihin eski dönemlerinde olduğu gibi bugün de dünyanın en stratejik bölgesini oluşturuyor.” Prof. Dr. Oral Sander Osmanlı siyasi tarihi okumalarında klasikleşmiş bu eserinden sonra Beş Deniz  Havzası tartışması akademi camiasında canlanmış ve  farklı anlamlar yüklenmeye başlanmıştır. Bu kapsam-  da literatürde ilk defa bir kitap ismi olarak kullanarak  yerleşmesine katkı sağlayan Mustafa Aydın ve Çağrı  Erhan tarafından derlenen Beş Deniz Havzasında Türkiye kitabı kavramın kapsamını şu şekilde genişletmiştir: “Beş Deniz Havzası tabirine benzer bir terminolojiyle ilk defa Prof. Dr. Oral Sander’in Anka’nın Yükselişi ve Düşüşü, Osmanlı Diplomasi Tarihi Üzerine Bir Deneme başlıklı kitabında karşılaşmıştık. Prof. Sander, Osmanlı coğrafyasını anlatırken, Akdeniz, Kızıldeniz, Basra Körfezi, Hazar Denizi ve Karadeniz’le çevrili alanın en güzel biçimde “ Beş Deniz Yaylası” olarak tanımlanabileceğini yazmıştı. Benzer bir mantıktan hareketle, “ Beş Deniz Havzası” tabirini Türkiye’nin yakın çevresini ifade etmek için mükemmel bir anlam taşıdığını fark ettik.  Öyle ya, derslerimizde sıklıkla söylediğimiz gibi, Türkiye ne tek başına bir Avrupa ülkesiydi; ne de sıradan bir  Akdeniz ülkesi olarak algılanabilirdi. Aynı anda Avrupalı, Balkanlı, Karadenizli, Ortadoğulu Kafkasyalı olan kaç ülke var ki? ” Bu noktada Beş Deniz Bölgesi kavramını çalışmamızda Oral Sander’in kullandığı şeklinde dar an- lamı ile özellikle Ortadoğu tanımının yerine ve alternatifi olarak kullanmaya çalışacağız.  Ek olarak bölge ile ilgilenen araştırmacılar tarafından  önerilen diğer bir tanım ise Batı Asya’dır. Bu kavram  özellikle Asya ülkeleri ve başta Birleşmiş Milletler (BM)  olmak üzere uluslararası kuruluşlar tarafından kullanıl-  maktadır. BM’nin “Ortadoğu” kavramını değil nesnel/objektif bir coğrafi tanımlama olan “Batı Asya” kavramını tercih etmesi resmi yayınlarına ve alt kuruluşlarındaki çalışmalarına da yansımıştır. Örneğin BM tarafından yayınlanan Demographic Yearbook’larda dünya devletleri objektif coğrafi bölgeler altında derlenmiş ve bu kapsam- da Ortadoğu yerine Batı Asya (Western Asia) adı altında tasnif edilmiştir. Yine aynı şekilde BM’nin alt kuruluşu  olan UNCTAD’ın istatistiklerini yayınlayan Handbook  of Statistics 2000 (New York – Geneve 2000) isimli  resmi yayında dünya ülkelerinin tasnifinde yine Batı  Asya kavramı kullanılmaktadır. Bu şekilde tüm dünya-  da kavramın yerinin neresi olduğu objektif bir anlama  ulaşmaktadır. Ancak bu tarzdaki çalışmalarda mesela Batı Asya kavramıyla hangi ülkelerin ifade edildiği değişiklik gösterebilmektedir. Yine BM’nin bölgeye yönelik önemli kuruluşlarından Social Comission for Western Asia-ES- CWA (Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu) bu kavramı kullanmaktadır. Ancak aynı Ortadoğu kavramın- da olduğu gibi Batı Asya kavramının da hangi ülkeleri  kapsadığı değişebilmektedir. Örneğin ESCWA’nın  üyeleri, Bahreyn, Mısır, Irak, Ürdün, Kuveyt, Lübnan,  Uman, Filistin, Katar, Suudi Arabistan, Suriye ve Ye-  men iken yukarıda sözünü ettiğimiz nüfus yıllıklarında  Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan, Kıbrıs, Bahreyn,  Irak, İran, İsrail, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Uman, Filistin (Gazze Şeridi), Katar, Suudi Arabistan, Suriye, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Yemen Batı Asya kavramının içinde kullanılmıştır. Yine Handbook of Statistics 2000 yayınında Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan Orta Asya ülkeleri olarak tasnif edilmiştir. Yukarıda değindiğimiz bu muğlâklığına rağmen Ortadoğu’nun kültürel ve sübjektifliğine karşı Batı Asya coğrafi ve objektif bir mana ifade etmektedir. Bu kapsam- da çalışmamızda Beş Deniz Bölgesi yanında Batı Asya kavramı da kullanılmıştır.

www.adimdergisi.org - Sayı 4 –  2016

Kaynaklar:
1 Mehmet Bedri Gültekin, Batı Asya Birliği, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2014
2 Koray Çalışkan, Ortadoğu Siyaseti ve Toplumlarını Anlama Yolları, İstanbul Üni. SBF Dergisi, Cilt:39, Ekim 2005,
3 Edward Said, Şarkiyatçılık, Metis Yayınları, İstanbul, 2003
4 Serdar Sakin, Can Deveci, Ortadoğu Kavramı ve Sınırları Üzerine Bir Değerlendirme, History Studies: ABD ve
5 Sedat Laçiner, Ortadoğu diye bir yer var mı? Ortadoğu nasıl icat edildi?, İnternethaber.com, 25.07.2014
Büyük Ortadoğu İlişkileri Özel Sayısı, İstanbul, 2011
6 Oral Sander, Anka’nın Yükselişi ve Düşüşü: Osmanlı Diplomasi Tarihi üzerine bir deneme,Ankara Üniversitesi
Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları:563, Ankara, 1987
7 Mustafa Aydın ve Çağrı Erhan, Beş Deniz Havzasında Türkiye, Siyasal Kitapevi, 2006
8 Davut Dursun, Ortadoğu’nun Ekonomik, Sosyal ve Siyasi yapı özellikleri üzerine genel tespitler, Sosyal Siyaset Konferansları Dergisi, Sayı:50, 2005

 

Hakkında Eser Alpkaya

Cevap Ver.

Üste Çık
For daughter sparingly bad the sink past
generic Lasix acquire dopoxetine