http://hirudoterapia-swidnica.pl/calculate/kupit-zakladki-lsd-v-fokine.html

İhsan Eliaçık ile Söyleşi:Siyasi Gündem

İhsan Eliaçık ile Söyleşi:Siyasi Gündem

click Gönderildi.Adım Dergisi in 4. Sayı, Adım Dergisi, Siyaset, Söyleşi, Türkiye, Yorum & Görüş

follow İlahiyatçı, Yazar ve Aktivist İhsan Eliaçık ile arkadaşlarımızın Ocak ayında yaptığı söyleşiyi iki bölüm halinde sizlere sunuyoruz. Bu sayıda daha çok siyasi gündem ile ilgili Sayın Eliaçık’ın yorumlarına yer vereceğiz. Bir sonraki sayıda ise Hoca’nın dini sorulara verdiği cevaplar yer alacak.

http://roportajvadisi.com/kitten/kupit-mdma-rozovie-megion.html  

купить MDMA Лысково Закладки скорость в Оленегорск-4 1 Kasım seçimleri sonrası Türkiye’de ki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle 7 Haziran’dan sonra sistematik bir şekilde HDP’ye ve Kürtlere yönelik çeşitli saldırılar oldu. Bu saldırlar organize mi oldu yoksa spontane mi gelişti? Güvenlik güçleri bu olaya neden müdahale etmedi? Devlet bu olaylara göz mü yumdu? Denildiği gibi bir terörle mücadele mi söz konusu yoksa Kürtleri bastırmaya, yıldırmaya yönelik politikalar mıydı bunlar?

http://www.alaraguvenlik.com/fix/skolko-stoit-kilogramm-geroina.html  

follow site Cumhuriyet ilan edildiğinden bu yana tek parti dönemi hariç dört yılda bir seçim oluyor. Buna iyi kötü seçim diyebiliriz. Hükümet iktidardan düştü, mecliste çoğunluğu kaybetti, yüzde kırklara doğru geriledi. Ondan sonra 1 Kasım da yapılanı ben seçim olarak görmüyorum. Bir operasyondur. Hem de sadece AKP’nin yaptığı bir operasyon değil. AKP’nin eski derin devlet güçleriyle birleşip anlaşıp hep beraber gerçekleştirdikleri hem genelkurmay hem MİT hem de sarayın işbirliğiyle aralarındaki anlaşmayla işte istediğimizi yap biz sana karışmayacağız, devletin klasik reflekslerine dön diyerek beraber gerçekleştirdikleri bir operasyon. Ve hepsini bunlar yapmıştır. Ne kadar cinayet, katliam varsa ve halende devam eden bu süreçte ne kadar karışıklık varsa. Şimdi klasik Türk devleti şuna karar verdi. Suriye’nin Rojava bölgesinde kantonlar kuruldu. PKK PYD orda güçlendi. Bu adamlar ciddi ciddi Kürdistan’ı kurmaya doğru yöneliy-orlar. Nusaybin’i, Cizre’yi, Silopi’yi Ceylanpınar’ı falan da bu kantonlara dahil edecekler. Sonra oraları birleştirip orada Kuzey Kürdistan Cumhuriyeti gibi bir şey kura-caklar. Diye karar verdiler buna inandılar. Dolayısıyla bunun gücünü kırmamız lazım dediler. Buna seçimlerde önce karar verdiler. Çözüm masasını devirdik dedi mesela. Ergenekonculardan Erdoğan’a sürekli tazyik geliyor. “Sen ne yapıyorsun adamlar kanton kurdu sıra buralara geliyor. Yakında bizim o sınırdaki ilçeleri de kanton ilan edecekler. Sonra buraları birleştirip TC’yi buraya sokmayacaklar. Buna önlem almamız lazım.

купить Пятку Изобильный Ve bu süreci sona erdirmemiz lazım. Giderek bunların işine yarıyor bu. Ne yapmamız lazım zorla bastırmamız öldürmemiz lazım bunları. Askeri kuvvet dışında bunları durduramayız.” diye karar verdi devlet. Ve şu an o kararı uyguluyor. Sonra baktılar ki seçimlerde de barış süreci işlerine yaramıyor yani. Hem orada kantonlar ilan ediliyor hem de burada barajı geçip yüzde 13 oy alıyor. Hem böyle demokratik yoldan hem de kantonlar yoluyla gidiyor yani. Adım adım Kürdistan geliyor diye endişeye kapıldılar. Ve bir devlet refleksiyle hareket edip savaş konseptine geçtiler. Ve halende hiç durmadan devam ediyor. Ne yapacak, işte güya oradakileri ezecek yok edecek.

Купить закладки метамфетамин в Урае Halbuki aslında kiminle savaştıklarını da bilmiyorlar. Dağlar da savaş olmuyor. Aslında PKK’nın dağ kadrosu işin içinde değil. Şimdi burada savaşan gençler hem orada eylem yapıyorlar hem de yaptıkları eylemi selfie yapıp sosyal medyada yayınlıyorlar. Yeni bir gençlik var yani burada. Böyle 17-21 yaş arası falanlar çok gençler yani. Bunlar öfkeliler herkese kızıyorlar. Devlete kızıyorlar bizi kandırdın diye. Hatta HDP ye PKK’ya falan da kızıyorlar. Mesela HDPlilere şöyle kızıyorlar işte bele-diyelerde falan lüks hayat sürüyorsunuz biz burada savaşıyoruz. Böyle grandtuvaled, makam arabaları falan bunlara bozuluyorlar. Hatta orda devlete karşı zafer kazansalar sıra onlara gelecek. Tamamen dipten gelen yeni Kürt gençliği dalgası var. Herkese öfkeliler herkes bizi kandırdı diyorlar. Ve liderleri falanda yok. Dağdakilerde söz geçiremiyor bunlara. Bence bunu tanımaları ve gör-meleri lazım. Devletin girdiği yol bence tamamen yanlış. Devletin şöyle hareket etmesi lazım: Kürtlerle beraber olacağız tamam kanton kursunlar ne olur ki yani?

http://www.nimanodehi.com/gonna/kokosoviy-oreh-kupit-v-moskve-svezhiy-kokos-po-nizkoy-tsene-za-shtuku-na-instamart.html Zaten Türkiye’nin her yerinin kanton olması gerekiyordu 1921 anayasasına göre. Mustafa kemal özerklik sözü vermiş-ti. Ama bütün Türkiye için özerklik sözü vermişti. 1921 anayasasında “muhtariyet” kavramı geçiyor. İller ilçeler özerk olacaktır. Ama Lozan’dan sonra bundan vazgeçtiler. Aynı şimdiki gibi dış güçler kullanır bizi bölerler aman aman sonra olsun. İleride bir tarihte olur diyerek ertele-diler. O ilerideki tarihinde bir türlü geldiği yok. Zaten öz yönetim istiyorlar. Senin ileri bir tarihte olur dediğin şeyi istiyorlar yani. Bu durum Ankara’nın ipleri elinde tutmak için ileri sürdüğü bir bahane olduğu anlaşılıyor, ileride geleceği falanda yok yani. Niye ayrılıp gitsinler ki? Kaymakamları, valileri halk seçsin. Eğitim, sağlık, ulaşım vs. bütün işleri bu yerinde hallolsun. Milli Eğitim Bakan-lığı gibi bir şey olmasın, adam kendi eğitimini kendi anadilinde yapsın. Ama ülke genelindeki meselelerde üniter yapı içinde yer alsın. Hem yerel sancağı hem de genel bayrağı olsun. Sadece Kürtler için söylemiyorum bunu. İzmir, Kocaeli, Edirne İstanbul vs. aynısı olsun. Mesela İzmir in bir arması olacak, bir de bayrağı olacak. Şimdi böyle söyleyince o zaman bizi bölerler diyorlar. Sen dersen Silopi özerk bir kasabadır İngilizler çat böler kendine ayırır. Sanki ağaçtan armut koparıyor. Öyle şey olur mu, muhtariyetin kendine özgü bir yasası hukuku olacak. Yani Ankara’dakilerin zannettiği gibi değil olay. Şu halde 7 Haziran seçimleri bir seçimdir. Ben onu ciddiye alıyorum. Öbürü bir operasyondur. Operasyon yapılmıştır, planlanmıştır, programlanmıştır. Katliam-lar yönlendirilmiştir. Hala o katliamları yapanların kim oldukları bulunamamıştır. Nasıl bulunamıyor? Yani adam TNTyi bağlayıp kendini havaya uçurup insanları öldürüyor. Nerden alıyor, çarşıdan mı alıyor TNTyi ? Bunu yönlendirenler kim? Öyle bombayı bulmak kolay değil ki. Üstelik bu kendini havaya uçuranlar aylarca emniyet tarafından takip edilmiş, kayıtları ortaya çıktı. Aylarca takip edilmiş. Kim oldukları biliniyor. Yön-lendirilmiş yani. Böyle bir şey yapmaları istenmiş. Yönlendirilmiş. Talimat verilmese bile yönlendirilir. Bazen örgütler böyle kullanılır. Talimat vermezsin ama yapacağı eyleme göz yumarsın. Çünkü o eylem senin işine geliyordur. İşte Suruç’taki, Ankara’daki hala bu-lunamadı. Doğru dürüst bir soruşturma, bir arpa boyu mesafe alındığı yok. Hepsi yukarıda planlanıyor çünkü. Yönlendiriliyor, bir kaos ortamı yaratılması lazım. Yapılacak operasyonlar için önce bahane olması lazım. Durduk yere barış süreci bozulmaz ki. Adama derler “niye bozdun kardeşim, ne oluyor?”. Bahane lazım. İşte bomba patlattılar, şunu öldürdüler, bunu öldürdüler, saldırıyor-lar, gece gündüz asker öldürüyorlar. O zaman benimde oraya müdahale etmem lazım, tanklarla falan girmem lazım oraya. Bunu bahanesi için önden pro-vakatif eylem yaparlar. Kendi adamlarını kendilerine bile öldürtebilirler. Memleket karıştıranlar Ankara’da. Eğer ülke bölünecekse onu da onlar bölecek. Çünkü bir memleketi bölmek için ancak bu kadar büyük şeyler yapılabilir. Adamların mezarlarını bombalıyor. Yahu mezarlıklar bombalanır mı kardeşim? Hadi adamı öldürdün anladık. Terörist dedin gözünü oydun. Sokakta süründürdün, arabanın arkası-na bağladın, çırılçıplak kasabanın Varto’nun ortasına attın. Hadi anladık tamam. Dedin bunlar terörist, bunlara layıktır. O da benim askerimi öldürdü. Hadi buraya kadar anladık. Adamı götürmüşler mezara gömmüşler. Mezarı niye bombalıyorsun ya? Bunun anlaşılabilir bir tarafı yok. Savaş suçu bu. Mezarlıkları bombalamak savaş suçu, Cenevre Sözleşmesi’ne göre. Hatta kendisine gerilla diyen birisini öldürüp, onu çırılçıplak Varto’nun ortasına atmak; gelenin geçenin göreceği yere… Bunlar savaş suçudur. Gerilla dahi olsa böyle yapamazsın. Gerilla kimdir? Gerilla kuvvetlerine karşı nasıl savaşılır? Bunların hepsini açıklamışlar, yasaya bağlamışlar. Normal bir hukuk işlese bunların hepsi yargılanır. Or-tada hükümet mükümet hiçbir şey kalmaz. Komşu ülkelere muhalif güçlere silah göndermek uluslararası  savaş suçudur. Pisliğin içine battılar ve bunu bildikleri için savaştan başka çıkar yolu yok. Öyle düşünüyorlar. Yani Tayyip Erdoğan’ın artık emekli olup normal bir hayat sürmesi mümkün değil. İşte Kenan Evren darbe-ci bile gitti resim yaptı, darbe yaptıktan sonra. Ama bu mümkün değil. Çünkü bir sürü kişi diş biliyor. Korkunç işler yaptı. Daha ortaya çıkmayan neler var neler neler…

Bundan sonra normal bir hayat süremez. O zaman ben bunları ya öldürürüm ya öldürürüm diyor yani. Askeri kuvvetler, baskı, zorbalık, katliam bunları kendine yol olarak görüyor ve çok kötü bir yola girdi, bunun sonunu iyi görmüyorum.

 

Купить закладки шишки в Заречном Türkiye-İsrail ilişkileri ve Türkiye’nin küresel emperyalist güçlerle ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Böyle bir ilişki var mı yoksa iddia edildiği gibi Türkiye ümmetin lideri mi?

Türkiye bir NATO ülkesi. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan gelen politikaları var. Birinci Dünya Savaşı sonrasında masaya oturularak Osmanlı İmparatorluğu yenilince onun sonrasında kurulmuş bir devlettir ve Lozan’da diğer yerlerde verilmiş sözler vardır ve halen geçerlidir. Şimdi kalkıp da seçimle iş başına gelmiş bir iktidarın bunları değiştirmesi mümkün değil. Türkiye’yi NATO’dan çıkarması mümkün değil. Lozan Antlaşmasını değiştirmesi bozması mümkün değil. Dolayısıyla bu hükümet Türkiye’nin ana politikalarını değiştiremez, buna izin vermezler. Onun güdümünde hareket ediyor. Nitekim son birkaç olay bunu gösterdi. Mesela Rus uçağı düştü Rusya Federasyonu tepki gösterince yanlış anlaşıldık falan denilmeye başlandı. Irak’a asker gönderdiler eğitim amaçlı diye Iraklılar tepki gösterdi “çekin askerlerinizi” dedi. Oradan asla asker çekilmeyecek dedi. Sonra Obama devreye girdi. Şimdi sessiz sedasız hepsini çekiyorlar. Yani şöyle bir durum var. Muhtarlar toplantısında falan esiyor, yağıyor, gürlüyor ondan sonra telefon açıp “tamam tamam dediğinizi yapacağız” diyor. Ben bunu şöyle açıkladım, o yüzden mahkemeliğim de zaten. Kurtlarla saldırır, kuzularla meleşirler. Yani onlarla beraber olur-lar saldırırlar ama kuzuların tarafında biz sizdeniz de, direneceğiz de, ümmet bilmem ne falan… Böyle tamamen oynak bir politikadır. Ne yaptığı belli değil. İçinde bir niyet taşıyor. İslam dünyasının liderliği falan. Ama sen onu yapacak bir yapısal güce sahip değilsin. Hem bir defa siyasi partisin. Kurucu devrim lideri falan değilsin. Hem de Türkiye Cumhuriyetinin ana politikalarını sen belirlememişsin. NATO ülkesisin, batıya bağımlısın, İsrail’le anlaşma imzalamak zorundasın, Amerika’nın dediğini tutmak zorundasın. Şimdi sen bunlara rağmen yani oturduğu ahır sekisi, çağırdığı İstanbul türküsü derler bizim orda. Osmanlı hülyaları falan görüyorsun. Sonra da bu duvara toslayınca da rezil oluyorsun, kendini küçük düşürüyor-sun. İçlerinde bir Osmanlıcılık sevdaları var. Ama buna ne Türkiye Cumhuriyeti’nin politikaları ne de bir siyasi partinin yapısı müsait. Bunu değiştirebilecek bir güce sahip değil siyasi partiler. Anayasa da siyasi partilere böyle bir rol verilmemiş. Sen de bunu zorluyorsun. Hem siyasi parti liderisin hem de kendini halife olarak görüyorsun. Eğer böyle bir anayasa değişikliği olacaksa ya savaş yoluyla olacak ya da uzlaştıracaksın. Ülke de bütün kesimlere seslenip buyurun anayasayı değiştirelim diyeceksin. Sizin dediğiniz de olsun diyeceksin. Herkesin mutmain olduğu bir metin oluşturacaksın. Böyle yaparsan Türkiye’nin anayasal temel sistemini değiştirebilirsin. Mesela bütün partileri NATO’dan çıkmaya ve Suriye, Irak, Azerbaycan vs ile bir bölge NATO su yapmaya ikna et. Tek başına olmaz ikna etmen lazım. Ya ikna edeceksin ya da bir kargaşa ortamında diktatörce bunu yapacaksın. Ki ikin-ci durumda zor gelir milletler tarihinde. O zaman ikna edeceksin. O da olmadığına göre gerçekçi davranıp böyle şeylere girmeyeceksin. Girdiğin zaman da işte böyle olur.

source url Hocam ülkedeki siyasi ortamı değerlendirirken ken http://kiyoshimkt.com/dozen/kupit-hmur-ahtubinsk.html dinizi tanımladığınız herhangi bir ideolojik akım söz konusu mu? Türkiye’de İslamcılık akımı ne durumda?

Ben İslamcılık akımının içinden gelen birisiyim. Hem 1980 de hem 28 Şubat da mahkemelerde İslamcılık meselelerinden dolayı yargılandım. 1980 de Milli Selamet Partisi Erbakan ve arkadaşları vardı. Biz de Akıncılar ve Akıncı gençler yani onun gençlik teşkilatı içindeydik. Türkiye de Milli Görüş siyasal İslamcılığının ana damarı zaten burasıdır. 28 Şubat’ta da sokaklarda gösteriler yaptık, başörtülüleri savunduk. İmam Hatipleri, kuran kurslarını savunduk. Bunlar üzerinde dönemin hükümeti tarafından irtica adı altında yapılan baskılara karşı çıktık.

Şimdi geldiğimiz nokta itibariyle diğer İslamcı grupların birçoğu hükümete ram olduğu için oradan bir beklentisi olduğu için gelişemediler. Fikirsel gelişimlerini orada durdurdular. Çünkü bir katı cemaat yapısı onu aşamama, devlete ram olma, devlet muhafazakarlığına dönüşme İs-lamcı zihnin de mani olur. Biz buralardan uzak durduğu-muz için zihinsel gelişimimiz daha özgürce devam etti. Dolayısıyla onlar geride kaldı bana göre.

Şimdi mevcut ideolojik gruplara baktığımız zaman ben tam olarak hiçbirinde kendimi göremiyorum. İslamcı kökten gelmişiz, sol ve sosyalist gruplara biraz daha yakın bir söyleme ulaşmışız ama tam böyle solcu sosyalist falan da olamıyoruz. Onların içlerine tam olarak giremiyoruz. Niye? Çünkü din meselesi var. Yani şu dini bir kenara bırak olmaz bu işler filan gibi oluyor. İslamcıların içinde de yer alamıyoruz. O zaman da sen solcu mu oldun falan diyorlar. İkisinin arasında bir yerdeyiz. Bence doğal olanda burası. Mesela bizim gençlik yıllarımızda beraber olduğumuz Metin Yüksel vardı. Duvarlara ilk defa “AZADİ” “ÖZGÜRLÜK” “ SINIF-SIZ SINIRSIZ İSLAM TOPLUMUNA DOĞRU” diye sloganlar yazardı. Kürtçe sloganlar yazardı. Metin Yüksel yaşasaydı gelmesi gereken yer tam benim geldiğim yer olurdu. Ben onun tipik devamıyım. Biz şu an neredeysek o da orada olacaktı. Zamanında yeşil komünist diye itham edilen bir adam bugün nerede olur diye sorulduğu zaman bellidir yani. Bizim olduğumuz yerdir. Ve normal İslamcı hareketlerinde gelmesi gereken yer burasıdır. Sınıf bilincine kavuşmalarıdır. Toplumun daha yoksul daha ezilen kesimlerine taraf olmalarıdır. Dini ezilenlerin diliyle yeniden yorumlamaktır. Devlet muhafazakarlığından uzak durmaktır. İktidarlara muhalif pozisyon-da olmaktır. Bizim geldiğimiz yer de şu an da bu. Biz bunları söylüyoruz, çeşitli eylemler de bulunduk, 1 Mayıs’ta sokağa çıktık, Gezi’ye katıldık. Şimdi buna işte son zamanlarda Antikapitalist Müslümanlar, Devrimci Müslümanlar diye bir sürü isim taktılar. Çeşitli şekillerde ifade ediliyor. Ve şu anda dağınık vaziyettedir.

 

Ben sıkı bir örgütlenme içerisine girilmesinden yana değilim şu anda. Yani bir fikir yayılması olmalı. Bu fikir yayıldıktan sonra örgütlenmek isteyenler kendi kendilerine örgütlenecektir zaten. Kendiliğinden. Öyle her-kesi zorla örgütlemenin bir manası yok. Öyle yapmaya çalıştığın zaman da olmuyor zaten. İnsanlar “tamam ben bu düşüncedeyim, Müslümanım, devrimciyim, antikapitalistim. Öyle de yaşıyorum. İhtiyacımdan fazlasını veriyorum. Ama beni herhangi bir örgüte şuraya bu-raya çağırma” diyor. Çoğu insan söylüyor bunu bana. Çünkü o başka bir hikaye. Onu kim yapacaksa yapacak. Daha olgun, daha derviş ruhlu, daha egolarını yenmiş insanlar gelecektir. Onlar bu işi götürecektir. Biz zemin hazırlıyoruz şu an da. Bizim savunduğumuz fikrin şöyle bir konumu da var. Hem çok güçlü olduğu hem de çok zayıf olduğu bir yerde. Çok güçlü olduğu yer her kesimden sempati var, insanlar kendilerinden bir şeyler bulabiliyor. Din budur, böyle olmalıdır diyorlar. Ama en zayıf olduğu yer de burası. Farklı kesimleri bir araya getirdiğin zaman ortadaki birleştirici unsuru kaldırdığın zaman birbirilerine giriyorlar. İş teferruata indiği zaman olmuyor. Bunun için kültürel bir süreç yaşanması lazım. Grupların birbirilerine kaynaşması lazım. Kelimelerin, kavramların birbirilerine alıştırılması lazım. İnsanların birbirilerini hoşgörü ile karşılaması lazım. Ortaklaşma ve kültürleşme sürecinin yaşanması lazım. Şu an da biz o süreci yaşıyoruz biraz.

 

go Купить Кокаин в Иркутск SÖYLEŞİ:   Купить Амфетамин в Калач Muhip Üzümcüoğlu,     http://www.khaanpan.com/dissent/kupit-lsd-emva.html Hadiye Yolcu

www.adimdergisi.org - Sayı 4 –  2016

 

Hakkında Adım Dergisi

Cevap Ver.

Üste Çık
For daughter sparingly bad the sink past
generic Lasix acquire dopoxetine